Boşanmış birisi olarak eski eşimle ilgili aklıma takılan bir konum var

Hocam yakın zamanda boşanmış birisi olarak vakit ayırırsanız size bir sorum olacaktı. Bu noktada hiç tanımadığınız biri için sizden tanı koymanızı istememin doğru olmadığını biliyorum. Fakat bu bahsedeceğim tarz davranışlar altta yatan bir psikolojik sorundan kaynaklıyor olabilir mi? Fikrinizi almak istiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim. Ayrıca size kendi hikayemi anlatmaya başlamadan önce şunu kesin olarak söyleyebilirim. Evlilik sürecinde benimde eşimi kırdığım,üzdüğüm durumlar oldu ama her yaptığım kötü davranışı hiçbir zaman savunmadım. Yanlış yaptıysam özür diledim. Hatalı olduğumu kabul ettim. Üniversite 5.sınıfta birkaç staj almak için farklı bir üniversiteden gelen eski eşim staj sırasında çok dikkatimi çekmemişti. Açıkçası dışarıdan bakınca çok albenisi olan biri değildi. 2 haftalık kısa bir staj sürecinde aynı sınıfı paylaşmıştık. Sadece sınıfta ve hastanede hasta başı vizitlerde birkaç kez bir araya gelmiştik. Çok yüzeysel derslerle ilgili birkaç konuşmamız dışında konuşmamız da olmadı. Staj bitiminde yaz tatili başlamıştı. Yaklaşık 2 ay sonra birgün watsaptan bana mesaj attı. Benden hoşlandığını,okul sırasında onun dikkatini çektiğimi eğer kabul edersem beni tanımak istediğini söyledi. İlk başta dikkatimi çekmeyen birini açıkçası çok tanımak bana göre değildi. Ama nasıl olduysa watsaptan konuşmaya başladık ve herşey çok ilginç şekilde ona karşı inanılmaz bir ilgi ile ilerliyordu. Günlük şeylerden bile konuşurken hoşuma gidiyordu. Derken çok uzun zaman olmadan ona aşık oldum. Konuştukça onu tanıdıkça daha fazla ısınıyordum. Bana ilk günlerde kıskanç biri olduğundan bahsetti. Ben zaten kız arkadaşlarımla çok samimi bir davranış içinde olmamam dolayısıyla bunların sorun olmayacağını söyledim. Bundan endişe etmemesi gerektiğini belirttim.Farklı illerde olmamızdan ve tıp fakültesi 6. Sınıf yoğun geçtiği için fırsat bulamadığımızdan biz konuşmaya başlayalı 4 ay olmuştu ama hala yüz yüze görüşüp konuşmamıştık ama ben onunla aynı ortamı paylaşmadan bu 4 ayda onu çok sevdim. O da beni çok sevmişti. Yani hep öyle söylüyordu. Çok sempatikti, sevimliydi. Bana kendimi çok iyi hissettiriyordu. Neyse 4 ayın sonunda 29 ekim tatilini hafta sonu ile birleştirerek onun okuduğu ile gitmeye birlikte vakit geçirip ilk görüşmemizi yapmayı planladık. Heyecanlıydım. 4 ay uzaktan tanıdığım ve çok sevdiğim birini ilk defa canlı görecek, birlikte vakit geçirecektim. Bir taraftan korkuyordum. Çünkü herşey güzel giderken bir arada olunca bu durum tersine döner mi? Korkusu vardı. Biz buluştuk. Birlikte 3 gün çok güzel vakit geçirdik. Birlikte gezdik. Bol bol konuştuk. İkimizinde gözleri pırıl pırıl bakıyordu. Çok mutluydum. Geri döndüğümde hayatımın kadını bu kişi dedim. Hem hayat görüşümüz uyuyordu. Hem onu seviyordum hem de çok iyi hissediyordum. Bu şekilde birbirimizle konuşarak birbirimizi tanıyarak aylar geçmeye devam etti. Arada ufak sorunlar oluyordu ama ben bile yanlış bir şey yapsam uzatmıyordu hemen eski halimize dönüyorduk. Bana ‘herşeyim ‘diye hitap ederdi. Onun için çok önemli olduğumu beni çok sevdiğini söylerdi. Ben tıp fakültesinin sonuna doğru yaklaşıyordum ve hayatımda ki kadın benim ömrümü geçirmek istediğim kadın diye düşünüyordum. Aileme bahsetmeye karar verdim. Bu konuyu ona açtığımda çok mutlu oldu. Fakat ya ailen beni istemezse sevmezlerse ben naparım? diye bana endişelendiğinden bahsetti. Bende yanlış düşündüğünü ailemin benim mutlu olacağım, aşık olduğum kadını bulmuşken hiçbir sorun çıkarmayacağını benim mutluluğum ile onlarında mutlu olacağından bahsettim. O da bende ailelerimize bu konuyu açacak nişanlanmak ve sonrada evlenmek için ciddi bir yola girmek istediğimizden bahsedecektik. Uygun bir zamanda ailemin yanına gittim olan biten herşeyi anlattım. Aynı haftasonu o da aynı şekilde ailesine bahsetti. Bizimkiler tıpkı dediğim gibi çok mutlu oldular. Onun ailesi de olumlu konuşmuştu. Ben birkaç gün sonra annemler ile eski eşimi telefonda konuşturarak tanıştırdım. Çok sempatik tatlı bir konuşması vardı ailem onu çok sevdi, hatta sürekli telefonla konuşmaya başladılar. Eşim annemi arıyor halini hatırını soruyordu. Ben aileme özellikle de anneme çok değer veren biri olduğum için bu durum çok hoşuma gitmişti. Şimdiden anne-kız ilişkileri olmuştu. Hatta anneme annecim olarak hitap etmeye başlamıştı. Günler bu şekilde devam edip gitti. Tam 10 ay olmuştu. Bu süreçte farklı illerde olduğumuz için arada tatil zamanlarında bir araya gelip görüşmeye devam ettik. Onun dışında sürekli telefonda görüşüyorduk. Mezuniyet törenim için eski eşim ve ailesi ile birlikte gelmek istediğini söylediğinde bende bu fikrin iyi olacağını hem de ailelerde tanışmış olacağını ilettim. Mezuniyete geldiklerinde biz birlikte dışarıda bir mekanda yemek yeriz tanışırız diye düşünüyorduk. Fakat ailesi ile birlikte tam mezuniyet saatinde geldiler. Anne ve babası benim aileme soğuk davranmıştı. Telefonda anneme annecim diye hitap eden eski eşim o değilmiş gibi resmi tedirgin duruyordu. Eski eşimin annesi mezuniyet sonrası oturduğumuzda benim olmadığım zaman anneme birkaç iğneleyici sözde bulunmuş. Neyse mezuniyet geçtikten sonra annem bu duruma haklı olarak alınmış ve telefonda konuşurken eski eşime, kızım ben seni çok seviyorum oraya geldiğinde de telefonda olduğun gibi içten,sempatik olursun diye düşünyordum dediğinde; annecim kendi annem yüzünden hiç rahat olamadım özür dilerim. İleride çok güzel günler geçireceğiz hepsini telafi edeceğim demiş. Ayrıca bana da kendi anne babasının yaptıklarından memnun olmadığını ama kişinin anne babasını seçemediğinden, senin ailen ve sen çok iyisiniz ben onları çok seviyorum diye bahsetmişti. Bende bu olanları; ne kadar iyi biri ama insan ailesini seçemez doğru diyerek üzerinde çok takılmadan geçiştirdim. Okulum bitti ve doktorluk için mecburi hizmet kurasına girmeden önce aileler de konuşarak nişan yapılmasına karar verdik. Eylül ayında nişanımız yapıldı. Nişanda Nisan ayı gibi düğün olur ayrıca eş durumu için Aralık- Ocak gibi eski eşimin okulunun bitip doktorluk için meburi hizmet kurasına katılması öncesi nikahımız olur diye konuşuldu. Eşim okulunu 8 ay uzattığı için mecburi hizmette bir arada olmak için onun okulunun olduğu ili yazmayı kararlaştırdık. Ben tam da istediğim gibi genel kura ile eski eşimin yanına gidiyordum. Eski eşim daha ben gelmeden sonuçlar belli olur olmaz ev bakmaya başladı ve birgün ben ailemin yanındayken ev bulduğunu hem nikah sonrası bir arada yaşamaya başladığımızda da kalabiliriz diye hastaneye yakın bir eşyalı daire buldu. Bana fotoğraflarını attığında bende beğendim ve evimizi de tutmuş olduk. Ben göreve başlayacağım tarih gelince eski eşimin bulunduğu yeni görev yerime başlangıcımı yaptım. İkimiz de çok mutluyduk. Fakat bazen dışarıda bana göre ufak olan şeylerden alınıyordu. Sonrasında tavır yapmaya başlamıştı. Ama yine de stresli anıdır yada bende yanlış davranıyorum diye açıklamalarla kendi içimde bu konuları hallederek okulun bitmesine 2 ay kaldığı Aralık 2019’da nikahımız kıyıldı. Aynı evde yaşamaya başlayacak olmak ikimizide çok heyecanladırıyordu. Sonunda istediğimiz o evliliğe kavuşuyorduk. Evliydik ve aynı evde yaşamaya başlamıştık. Aynı evde yaşamaya başladığımızda ben mecburi hizmette acil serviste çalışıyordum. O da son sınıfta okulunun bitmesine az bir zamanı vardı. Evlilikten sonra eskiden çok fazla birşeye takılmayan eşim birçok konuyu sorun etmeye başladı. Dışarı çıktığımızda benim suratımın asıldığından evde olduğu gibi neşeli olmadığımdan bahsetti. Evet ben dışarıda çok cıvık ilişikiyi sevmem ama özellikle suratımı astığım yada kasıtlı bir hareketim olmuyordu. Ona bunu açıkladığımda beni tam olarak anlamadı. Açıklamalarıma inanmıyordu Dışarıda ben birşey söylediğimde kendi dediğine uymadığım için alındı. Örneğin; Avm’de bankamatik ararken ben şu tarafta oradan gidelim demiştim sonrasında o diğer tarafta olduğunu söyledi. Bende gel benim dediğim taraftan gidelim dediğimde ve sonrasında onun dediği yerde bankamatik olduğunu anlayınca avm’de banklara oturdu ve tavır yaptı. Ben eve gideceğim bu şekilde yaparsan dediğimde aynı şekilde sabit oturmaya devam etti. Neyse bunları çok büyütmedik bir şekilde geçiştirdik. İlk olarak konuştuğumuzda;mecburi hizmet yaptığım ve uzmanlığı kazanırsam şehir değiştireceğimiz için eşyalı ev tutmaya olur demişti. Kendisi ben gelmeden önce kaldığımız evi tutmuştu. Sonrasında evin çok küçük olduğundan onun rahatını hiç düşünmediğimden yakınmaya başladı. 1-2 haftada bir tartışmalarımız olmaya başlamıştı. Ufak bir konu çok büyüyordu. Benim ona değer vermediğimi hareketlerimle bunu göstermediğimi söylüyordu. Oysa ben ona çok değer veriyordum. Benim eşim, sevdiğim kadındı o. Nisan'da olan düğün tarihimiz yaklaştığında Korona nedeniyle düğünler iptal oldu. Bizde ileri bir tarihe ertelelemeye karar verdik. Annemler Ağustos ayında incir bahçesi işleri olduğu için ve çok sıcak olduğu için düğünün Eylül- Ekim gibi yapılmasını istediler. Önce buna tepki gösterdi. Sonrasında düğün tarihi için babam kayınpederimle konuşup Eylül ayında olabilir diye karar vermişler. Babamda beni aradı 2-3 tarih söyledi, bende birini seçtim. Sonrasında hemen eşimi aradım bu tarih olsun olarak konuşulmuş bende olur dedim diye haber verdim. Fakat bunun için bana tavır yaptı küstü. Her tartışmada tekrar tekrar düğün tarihi bana sorulmadı bana değer verilmiyor, beni önemsemiyorsun diye söylenip durdu. Ayrıca zaman ilerledikçe geçmişte yaşadığımız olayları aşamadığını onu kırdığım noktaları kendi içinde çözemediğinden bahsetmeye başladı. Örneğin; Düğün tarihi kararı alınırken ona sorulmadığını danışılmadığını ve bunu aşamadığın en az 9-10 defa duymuşumdur Düğün tarihi yaklaşırken korona dolayısıyla düğünler iptal olabilir diye haberleri izleyen eşime hayırlısı olsun, Korona dolayısıyla ertelenirse yapacak bişey yok. Bizim zaten nikahımız oldu. Düğün olup olmaması benim için çokta önemli değil demem üzerine, bana ve aileme zaten siz düğün olmasını hiç istemediniz. Nikah oldu hepiniz değiştiniz diye gerçek olmayan suçlamalarda bulundu. Acilde çok yoğun çalıştığımız için uzmanlık sınavına iyi çalışamıyordum. Temmuz ayında sağlık çalışanlarının istifa etmesine tekrar izin verilmeye başlanması üzerine eşimle konuşarak istifa etmeye karar verdim. Köşede bir miktar birikmiş param vardı. Eşimde devlet hastanesinde evde sağlık bölümünde çalışmaya başlaması ve acil gibi yorucu olmadığı, mesai saatlerinde çalışıp haftasonu evde olduğu için istifa etmemi destekledi. Yaklaşık 3 ay tusa çalıştım. Bu süreçte bir yandan düğün hazırlıkları bir yandan tus çalışması derken zaman geçti. Eşimle 30 temmuz 2020’de kurban bayramında ailesinin yanına gittik. Orada alışveriş merkezine gittik. Kayınvalidem kuyumcuların önünden geçerken sürekli altın alınmasından vs bahsetti. Bende istifa etmişim köşedeki param belli bu laflarına sinir oldum. Eşimi bir köşeye çekerek anneni sustur, sinirleniyorum dedim. O umursamayınca biz sana zaten siz istemeden düğünde takılmak üzere 200 gr bilezik takacağımızı söyledik. Benim ailemin şuan 40.000 TL borcu var benim param yok. Ben nasıl alayım daha fazla altını,annen sürekli altın muhabbeti yapıyor. Hem annemleri arayıp hemde bana altın diyip duruyor diye sitemde bulundum. Hala umursamayınca sinirlendim. Sana bu kadar altın isteyip duruyorlar, annen sana maddi değer biçiyor. Bence 200 gr bilezik etmezsin sen dedim. Evet bu benim yanlışımdı. Sonradan bu lafımdan çok pişman oldum. Defalarca özür diledim. ( Bugün düşününce hala bu lafın pişmanliığın içimde duyuyorum ) Sonrasında barıştık. Beni affetti. Eylül 2020’de Korona dolayısıyla ertelenen düğünümüz ve kına gecesi oldu. Kına gecesinde ablam eşimi tek başına lavabo önünde ağlarken görüp ne olduğunu sorduğunda benim ona 2 ay önce söyleyip çok pişman olduğum ve hatalı olduğumu kabul ettiğim sen 200 gr bilezik etmezsin lafının aklına geldiğini ve bunu aşamadığını söylemiş. Ayrıca ilişkimizin sonunu göremediğini belirtmiş. Ablam da onunla bugün en mutlu günün bunlarla gününü zehir etme yanlış bir laf ama 2 ay önce olmuş ve sen bunu aşamasan zaten bugünlere gelmezdiniz diye konuşmuş. Sonrasında o gün gece kına gecesi bitince ablama mesaj atarak bizim mutlu olduğumuzu beni sevdiğini ve bir anlık duygusallaştığını söylemiş. Ablam bana bunlardan boşanma gerçekleşeceği sürece kadar hiç bahsetmedi. Düğün sürecinde eşim sürekli mutsuz herşeyden şikayetçiydi. Düğünün istediği gibi olmadığını vs söyleyip durdu. Düğün öncesi gün dışarıda aileler ve yakın dostlar ile yemek yerken ablama dönerek benim kına gecesinde asık surtalı olduğumu şimdi düğün için kendi memleketine geldin diye ne kadar mutlusun dedi. Ben kaç aydır görmediğim ailemin yanındaydım ve tabi ki çok mutluydum ama adeta iğneleyici şekilde mutlu iken böyle şeyler söylemesi beni üzmüştü. Düğün gününde sürekli stresliydi. Ben tam aksine mutlu ve stressizdim. Düğünümüz bence güzel olmuştu. Üstelik herşey planlandığı gibi zamanında olmuştu. Düğün sonrası otele gittik. . Bana arkasını dönüp uyudu. Tatsızlık çıkmasın diye birşey demedim. Bende bir süre tek başıma oturup uyudum. Birkaç gün sonra tatilimizin bitmesine 2 gün kala ailemin yanına uğrayıp 1 gün orada kalıp geri dönecektik. Ailemin yanına gittiğimizde benim olmadığım bir zaman annemle konuşarak yaptıklarımla onu hayattan soğuttuğumu söylemiş. Benim olmadığım zamanlarda arkamdan konuşmuş. Onu yorduğumdan kötü davrandığımdan bahsetmiş. Aramızda daha önce yaşanmış Avm’ ye gittiğimizde ki bankamatik ararken onun dediğini değil kendi bildiğimi yaptığım gibi birtakım olaylardan örnekler vermiş. Benim onun benden daha fazla şey bilmesinden rahatsız olduğumu söylemiş. Bunların o ve annemler arasında kalmasından ben duyarsam hoşuma gitmeyip sorun yapacağımdan bahsetmiş. Tabi annem o zamanlar endişelense de bana bunu anlatmadı. Boşandıktan sonra arkamdan bu şekilde annemler ile konuştuğundan haberim oldu. Düğün geçti geri döndük. 2 hafta sonra tus sınavına girdim. Sınav geçince tercih dönemine kadar boştum. Bu süreçte tartışmalarımızın birinde eşim bu evin kirasını ben veriyorum, evden git dedi bana. Sonrasında pişman olup özür diledi. Bana tartışmada çalışmadığım süreçte onun parasından harcadığımız için bu parayı bana geri ödeyeceksin dedi. Biz tus sonrasında 3-4 günlüğüne benim ailemin yanına tatile gittik Benim ablam eşinden dayak yediği zulüm gördüğü için eşinden boşanmıştı. 2 çocuğu ile birlikte babamlarla birlikte kalıyordu. Babam ablamı ve yeğenlerimi düşündüğü için ablama rahat edebileceği bir ev aldı. Ben buna ablam ve yeğenlerim adına çok sevindim. Oraya gittiğimizde eşim ablama ev alınmasını kıskandı. Bana ablan yeni alınan evin tadilat işleri bitinceye kadar 4-5 ay daha babanlarla yaşayacak iken ev alınması çok mu gerekliydi. O parayı biz yeni ev tuttuğumuz da bizim ev eşyalarına harcayabilirlerdi dedi. Gerçi dediği bu cümleyi kıskandığı için söylediğini hiçbir zaman kabul etmedi. Adımı kıskanç diye çıkardın dedi. Ayrıca bana babamlardan para isteyemediğim için bizim rahata kavuşamadığımızı söyledi. Orada hep bana ve aileme karşı tavır yaptı. Ailemin yanındayken ertesi gün sabah uyandığımda ona ailem kadar değer vermediğimi, değer verdiğim insanlara nasıl davrandığımı gördüğünü bana boşanmak istediğini söyledi. Ben çok şaşırdım ve üzüldüm. Fakat ailemin yanında olduğumuz için tartışmak istemedim ve odayı terk ettim. Neyse sonrasında bu fikrinden vazgeçti. Yeniden döndüğümüzde kendini çok mutsuz hissettiğini yorgun olduğunu söyledi. Psikiyatriye gitmeye karar verdi. Bende eşimi destekledim onun yanında oluduğumu söyledim. Psikiyatrsit antidepresan başladı. 1 ay sonunda kendini daha iyi hissettiğini söylüyordu. Ama sorunlar bitmedi. Bir tartışmada gece çay bardağını duvara attı bağırdı çağırdı. Ben tartışmalarda sakinleşmek için evden dışarı çıkıp yürümek istediğimde ise çıkamazsın vs diyor. Bunu bile anlamıyor. Ona göre evden çıkmak eşini terkedip gitmek demekmiş. Diğer yandan nişanlı iken annecim olarak hitap ettiği anneme ve babama nikah öncesi onu kendi evlerinden alıp yaşayacağımız eve getirmedikleri için nankör gevşek dedi. Yaptığı fedakarlıkların görülmediğini söyledi. Oysa ki o zamanlar bunu sorun bile etmemişti. Beni bir tartışma esnasında anne kuzusu olmak ve onların ağzına bakmamla suçladı.. Oysa ki ben annemin ağzından eşimle aramızı açacak tek kelime duymamışken bunları söyledi. Evet ben ailesine düşkün biriyim ama annem eşime yanlış yaparsa bunu onaylayacak biri de değilim. Annem, ananemin iyi niyetli söylediği lafları bile kötülüğüne söyleniyormuş gibi algıladı. Konuşmalarda onu hizmetçi gibi gördüklerinden bundan rahatsız olduğundan bahsetti. Ben bu konuşmlarda ki ifadeleri iyi niyetle söylediklerini kimsenin onu hizmetçi gibi görmediğini açıklamama rağmen çokta inanmadı. Sonrasında Tus sonuçları açıklandı farklı bir ilde uzmanlık kazandım. Ev bakmak için gittim. Evimizi tuttum. Bu seferde bana ev tuttuğumuz ilde biz nasıl eşyalara bakacağız. Babanlarda araba var onlar gelsin bizi dolaştırsın dedi. Babam sıcak bir ilde yaşıyor kar lastiği yok. Bir sefer geleceği yer için 4 tane kar lastiği mi satın alsınlar? Nasıl gelsinler? dedim. Bunu da sen konu ailen olunca onların rahatını düşünüyorsun ama eşinin rahatını hiç düşünmüyorsun ben yoruldum artık bundan dedi. Eşyalar için düğünde takılan altınları bozdurup alırız dedim. O altınlara dokunamazsın. Onlar benim dedi. Hocam ben eşime istifa ederken sordum. 6 ay çalışamayacağım istifa edeyim mi diye? O zaman beni destekledi iyi olur dedi. Ama tartışmada eşya alacağımız zaman vs sen bana bakmak zorundasın insan kendine güvenmiyorsa, köşede birikmiş parası yoksa istifa etmemeli dedi. Sağlık bakanlığı korona vakalarının artışı sonrası Kasım ayında doktorların istifa etmesini tekrar yasakladı. O haberi duyunca bende biran önce uzman olmak istiyorum. İstifa edip tus çalışacaktım senin yüzünden istifa edemedim diye tavır yaptı. Surat astı. İşten hemşire arkadaşı geldiğinde daha önce tanımadığım birisi olduğu için ona kapıya çıkıp selam vermedim diye beni terbiyesizlikle suçladı. Bunun bu kadar büyütülecek bir konu olmadığını söylememe rağmen tartışmayı devam ettirdi. Ben elimden geldiğince evde olduğum dönemde eşime zaman zaman yardımcı olmaya çalıştım. Fakat birkaç gün yardımcı olmayınca hemen şikayetlerde bulundu. Çok yorulduğunu hem hastanede çok yorulduğunu eve gelince birde ev işi yaptığını bunun içinde kimlik karmaşası yaşadığını söyledi. Sürekli benim ve ailemin nişanlılık dönemine göre değiştiğimden yakındı. Fakat ben gerçekten kendimde o döneme göre çok büyük değişiklik olduğunu düşünmüyorum. Ailemin de öyle. Fakat nişanlı iken düğünde ne kadar altın takarsanız kabul ederim,maddiyat önemli değil diyen eşim. Annemlerin borcundan dolayı eşya almamalarına laf etti. Anlayış göstermedi. Ayrıca babam ablama ev alırken benden 10 bin TL borç istemişti. Bende o sırada param olduğu içi verdim Babamda zaten istifalı olduğum için borcunu 1.5 ay sonra hemen ödedi. Eşim bunu bilmesine rağmen bu olayın üzerinden 2 ay geçtiği bir zamanda birgün gece uyumadan önce bizim aile olmadığımızdan bahsetti. Niçin bu şekilde düşündüğünü sorduğumda ise bana ailene para vermeden önce bana danışman gerekirdi. Danıştıktan sonra eğer gerekli ise bende verirdim ama danışmaman çok yanlış dedi. Ben uzmanlık için göreve başlayacağım bu süreçte aileme gevşek nankör dedi. Ben bu söylediği ifadeden dolayı anne- babamdan özür dilemesi gerektiğini söylediğimde, dediği her kelimenin arkasında olduğunu söyledi. . Bende guruma dokundu, ailemin yanındayken ağladım. Kendimi tutamadım. Olanları yaşadıklarımı ilk defa annemlere anlattım. Onlarda bu duyduklarından sonra eşimden soğudular. Sonra kayınpederim beni aradı, benimde, kızınında hataları olabileceğini evlilikte bu şekilde tartışmalar olur. Bundan sonrasında kızlarına öğütte bulunacaklarını söyledi. Barışın tekrar aynı sorunlar olursa o zaman boşanmayı düşünürsün dedi. Biliyorum boşanmak çok ağır bir sorumluluk ama ne yapacağımı şaşırmıştım. Bir yanda severek beğenerek evlendiğim aklıma geliyor. Diğer taraftan bana ve aileme yaptıları dedikleri. Zor durumdaki ablama alınan evi kıskanması vs. Ayrıca; Evlenmeden önce annemlere karşıda telefonda aynı şekilde çok kibar, anlayışlı, sevgi dolu konuşuyordu. Anneme konuşmalarında; · Siz İlker’i çok güzel yetiştirmişsiniz annecim, ileride çocuklarımızıda sizin yetiştirmenizi isterim demişti. Evlendikten sonra konuşmalarımızda çocuklarımızı kendimiz yetiştirelim tamam mı ? gibi cümleler kurmaya başladı. · Bir konuşmalarında annemin hiç ne böyle bir isteği yada düşüncesi olmamasına rağmen ‘’Evlenince sizinle aynı evde yaşarım annecim’’ demişti. · İleride yemek yaparken size yardımcı olmak birlikte yemekleri yapmak isterim diyordu. Ama evlendikten sonra hiç yardım etmedi. Ben başkasının mutfak düzenine çok karışmak istemediğim için yardım etmemeyi tercih ediyorum demişti. Zaten ailem bunları sorun edecek kişiler değil ama benim gözlemim bu şekilde oldu. · Evlenmeden önce annemlere ve bana ileride Ailenlere yakın otururuz diyordu ama evlendikten birkaç ay sonrasında küçük bir ilde oturmak istemiyorum demeye başladı. · Nişanlılık döneminde konuşurken annene sarılmayı çok istiyorum. Ona sarılsam buna izin verir mi ? diye sordu. Bana bunu söylediğinde tuhaf gelmişti çok anlam verememiştim ama bir taraftanda sevinmiştim. Bende tabiki de annem çok sevinir, seni kızı gibi seviyor demiştim. Evlendikten sonra sarılmayı bırakın bir mekanda fotoğraf çekileceğimizde annem elini eşimin belini doğru attığında bundan rahatsız olduğunu tavırlarından hissettim. · Nişanlılık döneminde annemler düğünde eşime hediye olarak 200 gr bilezik takacaklarını söylediğinde annecim kendinizi zora sokmayın, maddi şeyler hiç önemli değil demişti. Düğün sonrası eve eşya alınacağında ben eşimin ailesinden doğal olarak hiçbir beklentide olmadım. Çünkü düğün takıları ve birikmiş paramızla birlikte 140 bin TL paramız vardı üstelik ikimizde doktorduk,evimizi istediğimiz gibi dayayıp döşeyebilirdik. Eşim anlamadığım bir şekilde açıkça söylemese de eşya almamalarına sürekli tavır yaptı. Ben birikmiş paramız ile eşya alırız dediğimde o parayı sen kendinin mi zannediyorsun ? o paraya dokunamazsın dedi. · Yine annemlerle bir konuşmasında ne güzel İlker dışarıda gezmeyi, dışarıdan yemek yemeyi çok sevmiyor benim gibi evde vakit geçirmeyi seviyor demişti. Evlilik sonrası ise ailemle bir araya geldiğimiz bir zamanda ablama hiç dolaşmıyoruz, hiçbir plan yapmıyoruz demiş. Oysa haftanın 2-3 günü mutlaka dışarıda oluyorduk yemek yiyorduk. Şehir içinde de olsa bir yerlere gidiyorduk. · Evlilik öncesi ailesi ile konuştuğumda kayınpederim evlilik için çok acele etmeyin, uzmanlık sınavını kazanın sonrasında düşünürsünüz evliliği ,kariyerinize odaklanın dediğinde annemle konuşmasında benim ailem kariyere çok önem veriyor sanki ne olacak uzman olmasak gibi kelimeler kullanmıştı. Evlilik sonrasında ise beni onun uzmanlığı kazanmasını geciktirmem kendisinden taviz vermem gibi suçlayıcı ifadeler ile suçladı. Şunuda söylemeden geçemeyeceğim mutlu günlerimizde oldu. Öyle günlerde beni çok sevdiğini söylerdi. Sarılırdı, öperdi. Herşeyin önemsiz olduğunu bizim mutlu birarada olmamızın asıl olduğunu ifade ederdi. Yani iyiyken çok iyi, ama bir sorun, stres anında herşeyi söyleyen ağır ithamlarda bulunan bir eşim vardı. Bu olaylar yaşandığında kayınpederimin ricası üzerine eski eşimi aradım.Hangi şartlar olursa barışmak istediğimi söyledim. 1) Ona güveninceye kadar çocuk istemiyordum 2) Her tartışmadan sonra beni suçlamasını istemiyordum. 3) Tartışma sonrası aklına boşanma düşünceleri geldiğinden bahsedip durmasından sıkıldığımı söyledim ve eğer devam etmek istiyorsa bu şekilde güvensiz söylemlerine son vermesini istediğimi söyledim 4) Sürekli ona değer vermediğimi söylenmesinden sıkıldığımı, ona benim ve ailemin değer verdiğini ve buna inanmasını, kabul etmesini istediğimi söyledim. 5) Ev işlerinde biraz yardım etmediğimde sen yardımcı olmuyorsun gibi ithamlarına son vermesi istediğimi söyledim. 6) Aileme hakaret ettiği için onlardan özür dilemesinin doğru olacağını söyledim. 7) Hayatın müşterek olduğunu ve sadece benim kazandığım para ile ev harcaması yapıp onun tüm parasını istediği gibi tasarruf etme düşüncesinden vazgeçmesi gerektiğini istediğimi söyledim. Bunları söyledikten sonra 2 hafta bir süre geçti. Ben bu süreçte ailemle birlikte kalmaya devam edip uzmanlık için üniversite hastanesinde görevime başladım. Yeni ilde yeni evimide kendim tuttum birtakım eşyalarımı da aldım. Ailemden kimse onu aramadı. Annemler hakareti sonrası çok kırılmıştı. İki hafta sonra onu kararını öğrenmek için aradığımda beni tanısaydın bu şekilde şartlarla gelmezdin ben seninle evlenirken hiçbir şart koşmadım. Bu şartların hiçbirini kabul etmiyorum. Boşanmak istiyorum dedi. Ben cevaptan sonra kendimi suçlu hissetmeye evlilikte onu kırdığım, üzdüğüm zamanları düşünmeye başladım ve birkaç hafta sonra onu tekrar arayarak eğer isterse ileride ikimizde pişman olmamak adına son bir adım olarak birlikte aile danışmanına gitmemizin ve tavsiyelerine uymamızın doğru olacağını söyledim. Üstelik bunu kendi ailemin bunu yapmamı istememesine rağmen içimden gelen duygularla yaptım. Bunun onun için beklemediği bir durum olduğunu bu konuyu düşünmek istediğini söyledi. 10 gün gibi bir süre düşündü. Bu arada onu aradığım ve günlük olaylardan konuştuğumuz birkaç konuşmamız oldu. Bu konuşmaların birinde aileme ettiği hakaret için ailemin ona kırıldığını hatırlattığımda aileni üzen sensin dedi. Niçin böyle dediğini sorduğumda onlara dediğim cümleleri sen ailene söylemesen haberleri olmazdı. Onları söyleyerek sen üzdün dedi. 10 gün sonra beni arayarak aile danışmanına gitme teklifini düşündüğünü ve kabul etmediğini boşanmak istediğini söyledi. Bu konuşmadan sonra kendi ailesine de benim onu çok üzdüğümü ve ayrılmak istediğini söylemiş. Boşanmaya kadar olan süreçte onu watsappta engellememiştim. Durumunda hergün işte, dışarıda arkadaşlarıyla vs birçok fotoğraf paylaşıyordu. Mutlu gözüküyordu. Bense tam tersi isteyerek, severek evlendiğim aşık olduğum kadından boşanacağım düşüncesiyle mutsuz oldum. Ne kadar çevreme belli etmemeye çalışsam da eve gelince içerisi boş bir ev ve üzgün bir adam. Günler bu şekilde geçti. Bir yere alışverişe gitsem yada dışarı çıksam evliyken birlikte gittiğimiz yerler aklıma geldi, zihnimde hep güzel günler dönmeye devam etti. Çok sevmiştim aşık olmuştum. Şimdi de kaybetmiştim. Tek başıma kaldığımda olayları hatırlayıp şurada bende şu şekilde yapmasaydım, şurada sessiz kalsaydım bu evlilik yürür müydü diye düşündüğüm çok günlerim oldu. Boşanma davası öncesi anlaşmalı boşanma için konuşulduğunda çalışmadığım dönemde eve onun maaşı ile harcamalar yapıldığından ve bu parayı ona ödememi ve düğün takılarının büyük çoğunluğunu istediğini söyledi. Buna da çok şaşırmıştım. İlk zamanlar yemek yememin bile hoşuna gittiğini söyleyen kadın şimdi istifa ettiğim 6 aylık dönemde yediklerimin parasını istiyordu. Garipti, üzücüydü. Bir şekilde daha fazla yıpranmak yıllarca uğraşmak istemediğim için bir noktada anlaştık ve boşandık. Boşandıktan sonra onu engelledim. Paylaşımlarını görmek haber almak istemedim. Ama sanki hergün zihnimde onu da taşıyordum. Tam mutlu anımda aklıma geliyor. Güzel günler zihnimden geçiyordu. Ama günden güne daha iyi hissediyorum. İyileştiğimi hissediyorum. İşime odaklandım. Ailem sevdiklerimle vakit geçiriyorum. Onlarda bana çok destek oluyor. Geriye dönüp baktığımda son 3 aya göre çok çok daha iyiyim. Mutlu ve huzurluyum. Özellikle okuduklarımda ve borderline kişilik ve narsistik kişiliklerin partnerleri ile ilgili videolarda ki durumların çoğunu yaşamış olmam sonucu acaba eski eşim bu şekilde biri miydi? diye düşünmeye başladım. Bu konuda sizin fikirlerinizi almak istedim.

26 Haziran 2021
Uzmanların bu soruya verdiği yanıtlar

Henüz cevap verilmedi

Henüz cevap verilmedi
Kullanıcı Yorumları
0/1500

Henüz yorum yapılmadı

Henüz yorum yapılmadı