depresyonun nedenleri

Stres, Anksiyete ve Despresyonun Nedeni İkinci Beynimiz mi?

Yeni doğan bebeğini rahatlatmak isteyen bir anne ne yapar? Elbette bebeğinin karnına masaj yaparak onu rahatlatır. Çünkü kendi annesi de ona böyle öğretmiştir. Şimdi gelin, bir sınav veya iş görüşmesi öncesinde hissettiklerinizi düşünün: aşırı kaygı, midenizde bir bulantı ve yanma... Düşününce tekrar o anları hisseder gibi oldunuz değil mi? Peki ya heyecanlı olduğunuzda neden midenizde kelebekler uçuşuyormuş gibi hissettiğinizi hiç düşündünüz mü? İşte tüm bu soruların yanıtı: bağırsaklarımızda yer alan ikinci beynimiz

Son zamanlarda nörobiyoloji alanında yapılan çalışmalara göre psikolojik sağlığımızın ikinci beynimiz olan “bağırsaklarımızdaki beyin” ile çok yakından ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Düşünme yeteneğine sahip olmasa da milyonlarca sinir hücresine sahip olan ikinci beynimiz, kafatasımızdaki beynimizle her zaman iletişim halindedir ve fiziksel sağlığımızın yanında psikolojik sağlığımız üzerinde de birçok etki gösterir.

Psikolojimiz mi ikinci beynimizi etkiler yoksa tam tersi mi?

Anksiyete, stres ve depresyonun huzursuz bağırsak sendromu, kabızlık, ishal, şişkinlik ya da karın ağrısı gibi belirtileri de beraberinde getirerek sindirim sistemimizi etkileyebileceği bilinen bir gerçek. Stresin sindirim sistemi ve ülser üzerindeki etkilerinde bu konudan detaylıca bahsetmiştik. Bu zamana kadar uzmanlar stres, anksiyete ve depresyonun sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açtığını düşünüyorlardı ancak yeni araştırmalar durumun tam tersi olabileceğini; sindirim sistemindeki problemlerin beynimize duygu durum değişikliklerini tetikleyen sinyaller gönderebildiğini gösteriyor. Probiyotiklerin anksiyete ve depresyon belirtilerini azaltıcı etkisinin nedeninin de bu durum olabileceği düşünülüyor.

 

Beynimizden çıkan en uzun sinir olan Vagus siniri, beyin kökünden karın boşluğuna dek uzanan yolda kalp, akciğer, karaciğer, mide gibi en önemli yaşamsal organlarımıza da temas eder. Vagus siniri aracılığıyla beynimiz iç organlarımıza mesaj iletse de şaşırtıcı olan tarafı Vagus sinirinde bulunan liflerin %90’ının kalp gibi göğüs ve karın boşluğunda bulunan organlarımızdan beynimize bilgi taşımakla görevli oluşudur. Yani en önemli organlarımız arasında gerçekleşen bilgi alışverişinin büyük bir kısmı bağırsaklarımızdan beynimize doğru iletiliyor.

 

Her ne kadar bilimsel çevreler aradaki bu önemli bağlantıyı yeni keşfetmiş olsa da “kalbin sesini dinlemek”, “içinden gelen hislerle hareket etmek” gibi dilimize yerleşmiş cümle kalıpları bu muazzam bağlantıyı destekliyor aslında.

Bağırsaklarımız ve Depresyon

 “Mutluluk hormonu” olarak da adlandırılan serotonin eksikliğinin depresyon gibi duygu durum bozukluklarına neden olabildiği uzun süredir bilinen gerçeklerden biri. İlginç olan taraf ise vücudumuzdaki serotoninin yalnızca %5’inin beynimizde depolanması, kalan %95 bağırsaklarımızda depolanıyor. Uzmanlar, majör depresyon tedavisinde de serotonin seviyesini artırmak için kullanılan antidepresan ilaçların bu nedenle sindirim sistemini etkileyen yan etkiler gösterebildiğini belirtiyorlar.

 

Bağırsak bakterileri konusundaki çalışmalarıyla ünlenen, ülkemizde “Beyin – Bağırsak Bağlantısı” adıyla yayımlanan kitabın yazarı olan ve aynı zamanda UCLA David Geffen School of Medicine Profesörlerinden Emeran Mayer, son 50 yılda dünya genelinde Otizm, MS, Parkinson, Obezite gibi sağlık sorunlarında görülen dramatik artışın bağırsak bakterileri ve beyin – bağırsak arasındaki etkileşimi de değiştirdiğini belirtiyor.

 

Son dönemde gerçekleştirilen önemli bilimsel çalışmalar ikinci beynimize ev sahipliği yapan bağırsaklarımızın yalnızca fiziksel sağlığımızda değil, duygusal ve psikolojik sağlığımız üzerinde de ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğunu ortaya koyuyor. Dünya nüfusunun %10’dan fazlasını etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her yıl global ekonomide 1 Trilyon doların üzerinde kayıp yaşanmasına yol açan depresyon ve anksiyete bozukluklarını tamamen ortadan kaldırmanın yolu belki de bağırsaklarımızdan geçiyordur…

Yazar
Avatar
Eren Artun ErgülPsikolog14 Aralık 2019
0/1500
Yorumlar

Yıllar önce spastik kolon teşhisi konulduğunda doktorum demişti ki bu hastalık öldürmez süründürür. Şimdi ardı arkası kesilmeyen hastalıklara bir de kronik anksiyete eklendi

17 Kasım 2020