epstein adası

Epstein Adası: Suç Ağının Psikolojik İncelemesi

Son zamanlarda neredeyse hepimizin bir şekilde hakkında bilgi sahibi olduğu, bazılarımızın öğreneceklerimizi kaldıramayacağımızı düşünerek bir kaçınma gösterip olayı araştırmaktan çekindiğimiz, kimilerimizin günlerce sadece bu konuyu araştırıp sadece bundan konuştuğumuz bir gündem maddesini ele alacağız bugün; Epstein Adası. Bu buzdağının görünmeyen kısmını anlamak ve olayın vahametini kavramak için kavramları doğru tanımlamakla başlamalıyız: Pedofili.


Peki Pedofili Nedir?

Hedefinde çocuklar olan ve aynı zamanda bir ‘suç’ da olan bu sapkın tatmin arayışının derinlerine inmeden önce hakkında bilgi sahibi olmamızda fayda olacak konuların başında pedofili gelmektedir. 

Pedofilinin bir parafili türevi olduğunu söylemekte fayda var; parafili en kısa tanımla ‘alışılmış olanın dışında kalan aktiviteler, objeler ve durumlara karşı cinsel çekim duymak’ olarak açıklanabilir. Pedofili ise kendisi en az 16 yaşında olan birinin kendinden en az 5 yaş küçük ve henüz ergenlik dönemine girmemiş çocuklara karşı en az 6 ay süre boyunca cinsel anlamda uyarılmasını ve kendinden çok küçük yaşta olan bu kişilere dair uyarıcı ve yinelenen cinsel fanteziler kurmasını ifade eder. 

 

Pedofili Ne Değildir?

Çocuğu pedofiliden korumak için pedofilinin ne olduğunu biliyor olmak tek başına yeterli değildir. Pedofilinin ne olmadığını da bilmekte fayda var. Çünkü birçoğumuz çocuğumuzun bir yetişkin tarafından istismar edilmesi konusunda çekinirken parkta kaçırılacağı veya kandırılıp bir yere götürüleceği senaryosunu düşünürüz ilk olarak.

Pedofili her zaman için tanımadığımız birinin çocuğu kapıp kaçtığı senaryo ile belirmez. 

  • Pedofili kesinlikle bir cinsel yönelim (biseksüellik, eşcinsellik, heteroseksüellik vb) değildir. Bir psikoseksüel bozukluktur (parafili). 
  • Pedofili erkeklere özgü bir bozukluk değildir, kadınlarda da görülür. Toplumun kadınlara ‘bakım veren’ rolünü yüklemesi nedeniyle, failin kadın olduğu vakalar bazen yanıltıcı bir şekilde daha ‘göz ardı edilebilir’ algılanabilmektedir. Ancak şu bilinmelidir ki, failin cinsiyeti durumu daha az zararlı kılmaz. Failin kadın olması da, erkek olması da çocuk üzerinde aynı yıkıcı etkiye sahiptir. 
  • Toplumlarda ebeveynler çocuklarını pedofili gibi tehlikelere karşı nasıl koruyabileceklerini düşünürlerken akıllarında canlanan ilk tehlike sınıfı AVM ve parklardaki yabancılar olsa da; vakaların büyük kısmında fail ne yazık ki ailenin tanıyıp güvendiği veya çocuğun tanıyor olduğu ve güvenilir olarak kodladığı kişilerdir ve bu da istismarın fark edilmesini zorlaştırır.
  • Çocuk kendisine yönelik davranış veya dokunuşların normal dışı olduğu konusunda emin olamaz. Ailenin güvendiği hatta belki de aileden birini işaret ederek maruz kaldığı davranışların normal olmadığını söylemesi halinde saygısızlıkla suçlanmak, özür dilemek zorunda kalmak gibi çekinceler duyar. Çocuk, yetişkin failin sözüne daha çok güvenileceği endişesiyle yardım alamayacağını düşünebilir. Üstelik sessizliğini bozarak faili kızdırmaktan ve daha ağır bir istismara uğramaktan korkar.
  • Bu demek değildir ki pedofili maruziyeti yalnızca tanıdıklardan gelir; elbet de yabancılar da hala tehlike sınıfındadır, ancak bilinen vakaların çoğunluğu aile tarafından tanınan ve güvenilen kişiler  ve hatta eve girip çıkması normal sayılacak yakınlıkta olan kişileri işaret etmiştir. 
  • Pedofili yalnızca bir dürtü kontrol sorunu değildir; anlık, kontrolsüz bir davranış hiç değildir. Pedofili bir birey, istismardan önce bu anı uzun süre planlar, hayalini kurar, uygun yer ve zamanı kollar. Çocuk çok küçükse ailesinin, çocuk ‘hayır’ deme ve ifşa edebilme potansiyeline sahipse de doğrudan çocuğun güvenini kazanmak için büyük bir sabırla zaman harcar.

Bu hazırlık süreci sonunda çocuk, maruz kaldığı eylemin bilinçli bir kötülük olduğuna inanmakta zorlanır. Hatta toplumda güvenilir biri olarak kodlanan bu kişiye karşı suçlayıcı hisler beslediği için mahcubiyet hissedebilir. 

  • Fail, zamanla çocukla arasında 'küçük sırlar' paylaşmayı normalleştirerek onun en yakın sırdaşı haline gelir. Bu noktadan sonra çocuk; faili kızdırması halinde onun söyleyebilecekleri veya çarpıtacakları yüzünden başının derde gireceğine inanarak sessizliğe gömülür. 
    Çocuk bu noktadan sonra istismarın varlığından emin olsa dahi, maruz kaldığı durumu ifade etmekten çekinir. Sessiz kaldığı her geçen gün, konuşmayı daha da zorlaştırır; çünkü çocuk, sustuğu süre boyunca bu duruma 'rıza göstermiş' sayılmaktan ve suçlanmaktan korkar. Bu sahte suçluluk duygusu, failin en büyük koruma kalkanına dönüşür.

Pedofilinin Bilinçaltında Ne Yatar?

Cinsel sapkınlık anlamına gelen parafilik bozukluklar sınıfında yer alan pedofili oldukça karmaşık bir psikiyatrik durumdur. Tek bir nedene dayandırılmazlar ve bilim insanları bu hastalığın psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörlerin birleşiminden doğduğunu belirtmektedir. 
Bu teoriye göre, bu olası faktörleri sizler için maddeler halinde aşağıda derledik;

 

  • Kişinin psikoseksüel gelişiminin ergenlik öncesi bir dönemde takılı kaldığı ve yetişkin dünyasındaki karmaşık ilişkiler ve reddedilme korkusu ile başa çıkmak veya yetişkin bir partnerin beklentilerini karşılayamamak korkusu,
  • Yoğun özgüven eksikliği. Çocukların yetişkinlerden daha az yargılayıcı, manipülasyona daha açık ve tehdit oluşturmayan varlıklar olduğu algısı,
  • Bir yetişkin bana hayır diyebilir, beni itebilir, rezil edebilir ama çocuk hayır diyemez, gücü bana yetemez, onun sözü karşısında bana inanılır inancı,
  • Mutlak bir otorite veya güç kurma arzusu ve bunun için en ulaşılabilir hedefin en güçsüz olarak kodladığı çocuklar olması,
  • Beynindeki empati, karar verme mekanizmaları ve cinsel dürtüleri kontrol eden bölgelerinde yapısal farklılıklar veya olası hasarlar,
  • Dopamin, serotonin gibi nörotransmitterler veya testosteron seviyelerindeki düzensizliklerin dürtü kontrolünü zayıflatma olasılığı, 
  • Çocuğun sevgi ve itaatini cinsel bir rıza olarak yorumlamak suretiyle yapılan bilişsel çarpıtma,
  • Kendini çocuğun eğitmeni veya koruyucusu olarak görüp, cinsel istismarı bir ‘sevgi’ veya ‘eğitim’ biçimi olarak rasyonalize etmek,
  • Çocuğun tüysüz cilt, küçük yapı gibi çocuk olmaya özgü fiziksel özelliklerini saflık ve idealize edilmiş bir güzellik olarak algılamak.

 

Tüm bu sayılanlar dışında, araştırmalar pedofili vakalarında faillerin hepsinin olmasa da önemli bir kısmının kendi çocukluklarında duygusal, cinsel veya fiziksel istismara uğradığını göstermekte ve ‘mağdurun faile dönüşmesi’ döngüsü olarak yorumlanmaktadır. Ancak her istismar mağduru çocuk ileride pedofili geliştirmez.

 

Psikiyatrik açıdan pedofili ve çocuk cinsel istismarı birbirinden ayrılır. Pedofili dürtüdür, çocuğun cinsel istismarı ise bu dürtünün eyleme dönmüş, suçla sonuçlanmış halidir.

  • Kişi pedofili dürtülerine sahip olup, eyleme geçmeyebilir. Bir dürtü bozukluğu olarak bilinç düzeyinde kalabilir ve bu durumda suç işlemez, aksine böyle dürtülere sahip olduğu için yoğun suçluluk ve utanç duyar. 
  • Dürtü düzeyinde kalmaması ve eyleme dökmesi, yani bir çocuğu istismar etmesi çocukta fiziksel ve ruhsal yönde kalıcı hasarlar bırakır ve ağır bir suçtur. 
  • Kendinde pedofili düşünceleri olduğunu fark eden birinin bu suçluluk duygusu ile yaşamak yerine bir uzmandan destek alması herkesin yararına olacaktır. Bu durumda uzmanın seçeceği destek yöntemi bilişsel çarpıtmaları düzeltmeye ve eyleme geçmeyi önlemeye odaklanır.
  • Eğer kendiniz ile alakalı böyle bir farkındalığınız varsa veya bir çocuğun istismara uğramakta olduğuna dair şüpheleriniz varsa derhal destek almanız hayati önem taşır.

 

Adı Geçen Güçlü ve Ünlü Kişiler Bu Suça Neden Ortak Oldu?

Pedofili tanımını yaptık, bilinçaltındaki olası süreçlere baktık ancak birçoğumuzun zihninde hala o temel soru duruyor: Bu kadar başarılı, zengin, nüfuzlu ve toplumun en 'üst' tabakasında yer alan isimlerin böyle bir karanlıkla ne işi olabilir? Cinsel anlamda akranları tarafından reddedilme ihtimali olmayan, istediği her türlü imkana erişebilen bu 'elit' figürler, neden çocukları hedef alan bu sapkın ağın bir parçası haline gelir?

Bu kişilerin pedofili dürtüleri olsa bile, neden güçlerini tedavi olmak için değil de bu suçu sistematik hale getirmek için kullanırlar? Kısacası: Elindeki sınırsız güçle dünyayı değiştirebilecek olanlar, neden bu denli sefil bir suçun pençesine düşer?

Epstein Davasını Sıradan Bir Pedofili Vakasından Ayıran Dinamikler

Epstein davası gibi ‘elit’ ağlarındaki istismar vakaları bildiğimiz ve genellediğimiz pedofili vakalarından daha farklı dinamikler içerir. 

Sosyologlar, krimonologlar ve psikologlar adı geçen ünlü isimler düzeyindeki aşırı güçlü ve zengin figürlerin reşit olmayan bireyler ve çocuklara yönelmesini sadece ‘cinsel dürtü bozukluğu’ ile açıklamazlar. Bu davada devreye çok daha karmaşık psikolojik mekanizmalar ve karanlık faktörler girer.

 

Mutlak Kontrol ve Tanrı Kompleksi

Epstein gibi figürler; paranın ve nüfuzun her kapıyı açan bir anahtar olduğu, steril bir dünyada yaşarlar. Onların dünyasında, sıradan insanların yaşadığı endişeler, kısıtlamalar veya etik sınırlar çoğu zaman karşılık bulmaz. Karşılaştıkları her sorunun bir fiyatı, her engelin bir satın alma bedeli olduğuna inanırlar. Bu sınırsız güç, zamanla tehlikeli bir psikolojik dönüşümü beraberinde getirir: Tanrı Kompleksi. 

 

Dokunulmazlık Hissi

Bu gerçeklikten kopuş beraberinde toplumsal kuralların, yasaların ve ahlaki normların yalnızca 'sıradan insanlar' için geçerli olduğu, kendilerinin ise bu kuralların üzerinde yer aldığına dair sarsılmaz bir inanç geliştirirler. Bu noktadan sonra istismar, onlar için sadece bir suç değil; kimsenin dokunamayacağı, 'mutlak güçlerini' sergileyebilecekleri en uç sınır haline gelir. 

Çocuk istismarı gibi akla gelebilecek en uç tabuyu çiğnemek, bunu parti ortamlarında başka aracılar ve şahitler eşliğinde yapmak ama yine de bundan paçayı kurtarmak; kendileri için ‘sistemin üzerinde’ olduklarının en önemli kanıtı niteliğindedir. Risk almanın verdiği patolojik bir hazdır.

 

Narsizm, Makyavelizm ve Psikopati

Dart Triad (karanlık üçlü) olarak da bilinen bu kişilik özelliklerine sahip olan kimseler, kendileri dışındaki kişileri birer ‘birey’ olarak değil, karşılığını verip alabileceği ve ihtiyaçlarını karşılayacak ‘nesneler’ olarak görürler. 
Nasıl ki servetleri ile çok pahalı sanat eserleri, mücevherler, malikane, lüks yat gibi başka insanlarca ulaşılması zor ve pahalı ürünleri alabiliyorlar; daha da fazla para vererek ‘çocuk’ almayı ve onunla yapmak istediği herhangi bir şeyi yapmayı da aynı şekilde ulaşılması güç, yasak ve çok pahalı bir metaya sahip olmak gibi görüyorlar. 

Parasını verdiği herhangi bir çocuğu istismar ederken çocuğun travmaları veya duygularının herhangi bir önemi olduğunu düşünmek yerine onun çok lüks ve çok pahalı bir tüketim maddesi olduğunu düşünüyorlar.

 

Gençlik Takıntısı

Zenginlik ve güç sahibi olup her şeye parası yeterken, karşısında elinden hiçbir şey gelmediği bir durum var ki; o da geçen zaman ve giderek yaşlanıyor olmak. 
Yaşlanmak ve eski etkisini yitirmek istemeyen bazı elit kadın ve erkekler, genç bedenlere temas etmenin veya onları sömürmenin, kendi yaşlanma süreçlerini durduracağına dair ilkel ve narsistik bir yanılsama içine düşebilirler.

Genç bir bedeni istismar etmek, herhangi bir şekilde tüketmek veya kanını kendine enjekte etmek o bedenin sahip olduğu gençliğin kendisine geçtiğine inanmanın ve ölümlülüğü inkar etmenin sapkın bir yolu olabilir.

Kitaplıkların tozlu raflarında yerini almış, bugün çoğumuzun bildiği tarihi bir örnek olan Elizabeth Bathory de, 1560-1614 yılları arasında yaşamış olan, ‘Kanlı Kontes’ olarak tanınmış bir seri katil olup; 612 bakire kızı kaçırtıp kanlarında banyo yaparak genç ve güzel olacağına inanmıştır.
Tarihteki en çarpıcı örneklerinden biri olan 'Kanlı Kontes' Elizabeth Bathory, yüzlerce genç kızı katledip kanlarında banyo yaparak genç kalacağına inanmıştı. Bugün Epstein vakasındaki sarsıcı detaylar, bu ilkel ve kan donduran inancın modern ve sistematik bir versiyonuyla karşı karşıya olduğumuz şüphesini doğuruyor. Bu isimler için kurbanlarının; duyguları, kimlikleri, hisleri, hakları olan birer insan değil, güçleriyle satın alıp tükettikleri birer 'sipariş' nesnesinden ibaret olduklarını söyleyebiliriz. 


Suç Ortaklığı

Birlikte suç işlemek güçlü bir bağdır. Bir politikacı, prens, dünyaca ünlü sporcu, ikon haline gelmiş bir oyuncu ile birlikte aynı suça bulaşırsanız birbirinizi asla ihbar edemez ve üstelik bu suç etrafında görünmez ve güçlü bir şekilde sırdaş olursunuz. Herhangi birinin diğerleri hakkında konuşması ihtimali karşılıklı yıkım garantisi yaratır. Bu ağ tam olarak bir şantaj arşivi gibi işleyip, cinsel hazdan ziyade istihbarat ve güç ticareti üzerine kurulu olup, karşılıklı yıkım yaratacağı bilinci ile de gizliliğini koruduğunu düşündürmüştür.

Bu suç etrafında kurulan bağ bir arkadaşlık ilişkisi veya sosyalleşme değil, daha stratejik bir şekilde zorunlu sadakati beraberinde getirmektedir. Normal bir iş ortaklığından daha güçlü bir şekilde, bozulması imkansız bir birlik yaratır. 

Kimsenin dile getirmediği ama ortamdaki herkesin bildiği ‘Ben batarsam seni de yanımda götürürüm’ bozulması imkansız bir sözleşme garantisi gibi çalışır. Güven, sevgi veya dürüstlük gibi koşullara göre vazgeçilebilecek veya değişebilecek değerlere değil, korkuya dayanır. Herkesin elinde birbirini yok edecek bilgiler, belgeler ve tanıklar vardır.

Her biri çok görünür hayatlar yaşamakta ve çok güçlü, ünlü ve zengin kişiler olduğundan hepsi kendi dışındaki herkesin de bunlardan vazgeçemeyeceğini bilmektedir ve sırf kendi de kaybetmemek için diğer herkesin de sırrını taşıyacaktır, bu olabilecek en güvenli ilişki biçimini paradoksal bir şekilde yaratır. 

 

Şantaj Arşivi

Bu gibi bir ağa tertemiz bir şekilde girip sadece kenarda izleyen olarak kalmanıza izin verilmez. Kimse onlara tanık olduğunuz halde sizin tertemiz kalmanıza müsade etmez. Bu gibi bir ortama girmenin bileti bir kurban vermeniz, suça iştirak etmeniz, o anın kaydedilmesine izin vermeniz ve tanıklar önünde katılımcı olarak artık geri dönüş yolunuzun kalmadığının garantisini vermenizdir. Siz oradaki herkesin dünyadan sakladığı yanlarını görüyor ve şahit oluyorsanız, onlar da size şahit olmayı bekleyecek ve ancak aynı suçu işliyor olmanız halinde orada bulunmanızdan rahatsız olmayacaklardır.

Epstein sadece ortam ve zevk sağlayıcı değil, aynı zamanda çok geniş bir sır bankasıydı da bu durumda. Ona herkes güvenmişti, çünkü bu güven sevgiye değil, mutlak şantaja dayanıyordu. Herkesin bir kaydı, her güçlü ismin bir karanlık sırrı onda mevcuttu. Bu durum, bireyleri birbirine sarsılmaz ve sessiz bir sadakatle bağlayan, ifşayı ise kolektif bir intihar haline getiren kusursuz bir suç mekanizması yarattı.

 

Sığınak: Kolektif Onay

Pedofili gibi toplumun sinir uçlarına iğne batıracak düzeyde, herkesçe tepki çekecek ağırlıkta bir suç işleyen kimse ifşa olması halinde her şeyini kaybedeceğini, yalnızlaşacağını, kuşaklarca ailesini utandıracak bir damgalama ile karşı karşıya kalacağını, hapse gireceğini ve tüm gücü ve itibarını kaybedeceğini bilir.

Bu noktada, dünyada sevilip saygı gören, bir adada rahatlıkla ve oradaki kimseden saklanmak zorunda kalmadan, oradaki tüm o sevilen güçlü kişilerin de aynı ağır suçu işlediğini ve kimsenin birbiri hakkında konuşamayacağını bilerek, yakalanmaktan ve ifşa olmaktan korkmadan ve orada bunları yaparken saklanmak zorunda kalmayıp, oradan ayrıldığı anda hiç olmamış gibi davranacağı hayatına dönebileceğini bilerek tüm dürtülerini eyleme dökebildiğinde; sığınağını bulduğunu hissedebilir. Bu başka oluşumlar, tarikatlar ve benzeri birliklerde de görülen bir izolasyon taktiğine benzer ve orada olanın orada kalmasını sağlar. İstendiğinde bırakıp, orası hakkında konuşabilmenin de önünü keser. 
En dehşet verici görünen kısım ise, sığınak bildiği bu suç kalesinde gördüğü dünya liderleri, sporcular, aktrisler, prensler, bilim insanlarını da bu suça iştirak ederken gördüğü zaman şöyle bir algıya kapılır ‘Bu bir suç değil, başım da dertte değil, bu bir ayrıcalık’. Kişi artık seçkin bir grubun üyesi olduğundan ve yasaların ötesinde bir dünya bulduğundan emindir.

 


Suçu Neden Tek Başlarına Değil, Kolektif İşlediler?

Dosya ifşa olup hepimiz detayları duymaya başladığımızda akla gelen ilk şeylerden biri de buydu. Bu kadar güçlü ve ünlü isim, neden kaybedecek bu kadar çok şeyleri varken işleyecekleri suçu gizli değil de bir ağ bünyesinde ve arkalarında şahitler ve belgeler bırakarak yaptılar?
Aslında tam da kaybedecek çok şeyleri olduğundan. Bu isimlerden herhangi biri evinde veya bir otelde hiçbir iz bırakmadan bu denli dehşet verici dürtüler eşliğinde böyle eylemler gerçekleştirip gizli kalamazdı. Eşleri dışında biriyle bir yerde kahve içerken bile paparizzelere hedef olan bu insanlar, böyle şeyleri asla gizlice yapamazdı. 
Epstein onlara, işlemek istedikleri suç için profesyonel hizmet verdi. Hayatlarında belki mutfağa girip yemeklerini bile kendileri yapmamış, yatağını kendi düzeltmemiş, dağıttığı masayı toplamamış birileri için arkasında iz bırakmadan yapmaları mümkün olmayan şeyler için bir ada tahsis etti, en az kendileri kadar suçlu ama elit, gördüklerine ve birlikte sosyalleştiklerine sevinecekleri bir topluluk, gizli kalma garantisi, kurban hazır, taşıma hazır, kanıtların temizlenmesi hazır, kurbanın susması garanti altında, suçunu işleyip, kendince ‘eğleneceği’ ve yine kendince ‘temiz’ bir şekilde de ortamdan ayrılabileceği bir ağın kapılarını açtı onlar için.
Oradaki tüm çalışanlar ve diğer tüm konuklar korkutularak da olsa susturulmuş kişilerdi. Yan odada bir başkan, havuz başında bir bilim insanı, barda bir prens otururken; otel odasında suç işleyip yakalanmamaya çalışarak ortamı toparlamaya çalışırken kendini sapık hissetme olgularını tamamen ortadan kaldırıyor ve oradaki herkesçe normal olan bir şeyi paylaşıyorlar gibi hissettiriyordu.

Ayrıyeten, buradaki insanların her biri kendileri için iş bağlantıları ve sağlam network demekti. Milyar dolarlık sohbetler, suça şahit olarak yaptıkları kabul törenleri ile içlerinde bulundukları bu ortam onlar için özel bir kulübün üyesi olmak anlamına geliyordu.

 

Özetle Epstein davası, sadece bir grup insanın sapkın dürtülerini değil; kontrolsüz gücün, paranın ve dokunulmazlık zırhının insanı neye dönüştürebileceğini gösteren modern bir ibret vesikasıdır. Bizim okurken dahi 'bu kadarı da olmaz' dediğimiz her detay, aslında o kapalı kapılar ardında 'seçkinliğin bir ayrıcalığı' gibi pazarlanmıştır. Bugün bu buzdağının üzerine ışık tutmak; sadece geçmişteki bir suçu konuşmak değil, sistemin en tepesindekilerin dahi hukukun ve insanlık onurunun üzerinde olmadığını hatırlatmak adına hayati bir önem taşıyor. Çünkü biliyoruz ki, bir suçun kolektif bir şekilde normalleştirilmesi, o suçun ağırlığını azaltmaz; aksine onu çok daha tehlikeli bir sistem haline getirir. Masumiyeti korumak ve bu karanlık ağların tekrar örülmesine engel olmak için; korkmadan bakmaya, anlamaya ve en önemlisi de susmamaya devam etmeliyiz.

Yazar
Avatar
Eren Artun ErgülPsikolog6 Şubat 2026
0/1500
Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı

Henüz yorum yapılmadı