affetmek

Kendinizi ve Başkalarını Bağışlayın: Affetmek

Affetmek 


Bu yazımda yüksek lisans sürecimde karşılaştığım, ve üzerine detaylı araştırmalar yapıp tez çalışmam olarak seçtiğim affetme kavramından bahsetmek istiyorum. Bu kavramı daha iyi tanıtmak istiyorum, çünkü danışanlarımın benimle olan paylaşımlarından çıkardığım kadarıyla birçok sorunun temelinde affedememe durumu yer alıyor. Örneğin bazen aşılamayan travmalar, ruminasyonlar (tekrar eden düşünceler), kaygı, depresyon, öfke, umutsuzluk, çaresizlik duyguları, kendini suçlama, kendini cezalandırma davranışları gibi birçok durumun temelinde affedememe yer alıyor. Böyle durumlarda da affetmenin bir seçenek olduğunu göstermeye ve affetme süreçlerinde destek olmaya çalışıyorum. 


Affetmenin tanımından başlayacak olursak, affetme bireyin kendisini inciten başka bir bireye, duruma ya da topluma karşı duyduğu öfke, nefret, kin gibi olumsuz duyguları bırakıp anlayış, şefkat, kabul gibi daha olumlu duygulara yönelmesidir. Tanımda da belirtildiği gibi affetme durumunda olumsuz duygulardan olumlu duygulara yönelme söz konusudur. Affetme durumunun kişiye hem psikolojik olarak hem de bedensel olarak bazı yararları vardır. Psikolojik olarak baktığımızda affetmeyi tercih eden bir birey daha az öfke yaşamakta, daha kolay ilişkiler kurabilmekte, daha az tekrar edici/rüminatif düşüncelere bağlı kalmakta, geçmişin etkisinden daha kolay kurtulabilmekte ve anda kalma becerisini geliştirebilmektedir. Bedensel etkilerine baktığımızda da baş ağrıları, kalp problemleri, bedensel gerginlikler ve somatizasyon bozuklukları gibi durumlarla ilişkili olduğu görülmektedir. 

 

Neden Affedemiyoruz?


Affetme kavramı ile karıştırılan bazı kavramlar vardır. Bunlar arasında unutma, bastırma, görmezden gelme, olayı inkar etme ve yasal af sayılabilir. Özellikle yaşanan olaydan sonra aradan belli bir zaman geçtiğinde bireyler kendilerini inciten bireylerle uzaklaşabilmekte, ve olayın duygusal etkisi de zamanla azalabilmektedir. Ancak tam anlamıyla affetme durumundan bahsedilmesi için inciten bireyin ve olay sonrasında incinen bireyin bu olayı konuşmaları, duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri gerekir. Aksi halde incinen birey için yaşanan olayın etkisi geçmeyecek ve bu olayı bastıracaktır. Bu da etkili olmayan bir baş etme yöntemidir. İncinen bireyin yaşadığı acı verici olayı unutmak ya da bastırmak istemesinin temelinde de birçok neden olabilir. Örneğin, birey yaşadığı olayın duygusal acısı ile yüzleşmeye hazır olmayabilir. Ayrıca hata yapan kişiyi kaybetmekten korkabilir, incitici olay sonrasında duygularını ifade ederse duygularının inciten birey tarafından önemsenmeyeceğini düşünüyor olabilir, ya da duygularını açma konusunda genel olarak çok rahat hissetmeyebilir.  


İncinen bireyden kaynaklı etkenlerin yanı sıra, hata yapan kişiden ya da yapılan hatanın doğasından kaynaklı olarak da affetme süreci zorlaşailir. Örneğin inciten kişi hatayı telafi etmek için çabalamıyor olması, ya da hatasının farkında olmaması da affetme sürecini zorlaştırabilir. Bunların yanı sıra yapılan hatanın büyüklüğü ve telafi edilip edilemeyeceği de affetme davranışını belirlemede etkilidir. Örneğin, sonucu çok büyük hasarlarla biten, yaralama, öldürme gibi hataları affetmek çok daha zor olabilir. Amaçlı olarak, yani zarar verme amacıyla yapılan hataları affetmek de daha zordur. Hatayı kimin yaptığı da önemli bir faktördür. Örneğin, aile içinde yapılan bir hatayı affetme konusunda bireyler daha çok zorluk yaşayabilir, affetme süreci uzun sürebilir. Çünkü aile içinde bireylerin aile üyelerinden beklentileri daha fazladır, ve bu beklentilerin karşılanmaması daha büyük hayal kırıklıklarına neden olabilir. Bu da affetme sürecini daha karmaşık bir hale getirebilir. Ayrıca affetme konusunda belirleyici olan bir diğer değişken de bireylerin kişilik özellikleridir. Bireyler “affedicilik” kişilik özelliği açısından da bazı farklılıklar taşımaktadır. Bu kişilik özellikleri de affetme sürecini etkilemektedir. 


Kendinizi Affederek Başlayın


Affetme kavramının bazı alt boyutları vardır. Bunlar başkalarını affetme, kendini affetme, durumu affetme ve affedildiğini hissetme olarak tanımlanabilir. Buraya kadar ifade ettiğimiz başkalarını affetme kavramıdır, ancak ben kendini affetme kavramına da değinmek istiyorum. Yapılan araştırmalar daha çok başkalarını affetme kavramına odaklansa da kendini affetme kavramı da son yıllarda sıkça araştırılan bir kavramdır. Genelde affetme kavramı geçtiğinde çoğumuzun aklına sadece “başkalarını affetme” kavramı gelmektedir. Kendini affetme durumu da yaptığını düşündüğü bir hata nedeniyle kişinin kendine yönelik olumsuz duygularını, düşüncelerini, davranışlarını bırakması ve olumlu duygu, düşünce, davranışları benimsemesi olarak ifade edilir. Kendini affetme ve başkalarını affetme süreçleri açısından bazı farklılıklar gösterebiliriz. Aslında çoğumuz kendimizi affetme fikrini bile aklımıza getirmiyor olabiliriz. Ayrıca başkalarını daha kolay affedebilirken, kendilerini affetme konusunda daha çok zorlanabiliriz. Bu durum da kendimizle kurduğumuz ilişkimizin diğerleri ile kurduğumuz ilişkilerimizden daha karmaşık olması, yaptığımız hatanın “cezasını” çekmemiz gerektiğine yönelik düşüncelerimiz, yaptığımız hatanın büyüklüğü, hatanın telafi edilememiş olması, hataya yönelik sorumluluk algıları, hataya yüklenen anlam gibi birçok farklı nedenden kaynaklanabilmektedir. Kendimizi affedemediğimiz durumlarda da geçmişte yaşadıklarımıza odaklanıp bugünü ihma etmeye başlıyoruz. Bu durum da yaşantımız içinde birçok probleme neden olabiliyor. 


Peki Nasıl Affederim?


Yapılan araştırmalar affetme sürecinin bazı aşamalardan geçtiğini belirtmektedir. Bu aşamalar olaydan kaynaklanan şok deneyimi, yaşanan olayı inkar etme, acıyı kabul etme (incindiğimizi kabul etme), bu acıdan kaynaklı duyguları ifade etme, inciten kişi ile empati yapma, affetmenin olumlu getirilerini anlama, affetme olarak sıralanabilir. Bu aşamaların birbirleri ile bazı bağlantılar gösterdikleri de bilinmektedir. Örneğin, yaşanan olaydan kaynaklı olan olumsuz duyguların ifade edilememesi durumunda birey hata yapan kişinin bakış açısını anlayıp onunla empati yapma sürecine giremeyebilir, ya da affetmenin olumlu getirilerinin farkında olmayan bir birey affetme sürecinde zorlanabilir. Bu gibi durumlar da affetme sürecini zorlaştıran bir durumdur.  Ayrıca her birey bu aşamayı sabit bir sıra ile yaşamamaktadır. 


Buraya kadar affetmenin tanımı, alt türleri, affetmenin etkileri, affetmenin ne olmadığı, affetmeyi etkileyen faktörler gibi konuları ele aldık. Kendimizi affetme ve başkalarını affetme konusunda kendimize fırsat tanıyabilmemiz, geçmişin ağırlığını bir kenarda bırakabilmemiz, ve daha iyi hissetmemiz dileğimle. 


Yazımı Halil Cibran’a ait olan, affetmeyi çok iyi özetlediğini düşündüğüm şu sözlerle bitirmek istiyorum:


Affetmek, o kişiyi sevmek değil.
Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.
Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.
Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.
Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.
Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil.
Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.
Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır.
Affetmek artık acıyı hissetmemektir. Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.
"Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır.

Uzmanlarımız ve platformumuz hakkında daha fazla bilgi edinmek için 15 dakikalık ücretsiz seanslarımıza başvurabilirsiniz.

Yazar
Avatar
Şebnem Akı KaraoğluUzman Psikolog18 Kasım 2020
0/1500
Yorumlar

Emeğinize sağlık. Çok faydalı bir yazıydı

22 Kasım 2020