İletişim: [email protected]
logo
psikologofisi.com destek
psikologofisi.com

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma, uzmanlar tarafından acı ve yoğun stres veren deneyimler sonucu kişiyi psikolojik olarak savunmasız ve güçsüz bırakan olaylar bütünü olarak tanımlanır. Travma görülen kişilerdeki en büyük psikolojik etki de masumiyet inancının zedelenmesidir.

Bunun yanında travma inanç mekanizmasını sarstığı için kişiye bulunduğu ortamın güvenli ve huzurlu olmadığına, geleceğin güzel olmayacağına dair birtakım kötü düşünceler verir.

Maalesef son zamanlarda sıkça yaşadığımız terör saldırıları gibi travmatik olaylar üzerimizde şok edici ve yıkıcı bir etki gösterebiliyor. Bu nedenle travmatik olaylar duygu ve düşüncelerimiz tarafından sıradan deneyimlerimiz gibi algılanamayabiliyor. Belli bir noktadan sonra, travmatik olayları deneyimleyen kişi yardım alana kadar normal yaşantısını sürdürmeye ne yazık ki devam edemiyor.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), alışılmış deneyimlerin tamamen dışında kalan, kişide şiddetli ve güçlü bir korku, panik, terör duygularına sebep olan olayların ardından gelişen psikolojik bir durumdur. Travma, kişinin psikolojik ve biyolojik bütünlüğüne karşı yapılabilecek en şiddetli ve güçlü saldırılardandır. TSSB’nin 3 aşaması vardır: aşırı uyarılma, yeniden deneyimleme ve kaçınma/hissizlik.

Aşırı uyarılma, travma yaşayan kişinin tüm fizyolojik fonksiyonlarının yoğun bir şekilde uyarıldığı, yaşanan saldırının psikolojik etkilerini en şiddetli olarak hissettiği ve bu etkilerden kurtulamadığı evre olarak tanımlanır. Aşırı uyarılma evresinde en sık görülen belirtiler; odaklanmakta ve uykuya dalmakta güçlük, irkilme, huzursuzluk, öfke, endişe, panik ve potansiyel tehlikelere karşı aşırı uyarılma olarak sıralanabilir.

Yeniden deneyimleme evresi; travmatik olayın istenmeyen anılarını zihinden uzaklaştıramama, kabuslar, olayı hatırlatan unsurlara karşı şiddetli reaksiyon ve travmatik olayı tüm fiziksel semptomlarıyla birlikte yeniden deneyimleme süreçlerini kapsar.

Travma sonrası stres bozukluğunun hissizlik evresi ise kişinin duygu ve hisleriyle bağının koptuğu, kendisini “cansız” hissettiği, adeta “robotlaştığı” süreçtir. Kaçınma/ hissizlik evresinin temel semptomları; yaşama ve diğer bireylere olan ilginin azalması, ümitsizlik, yalnızlık, travmatik olaya dair düşünce ve duygulardan kaçınma, dış dünya ile bağının kopmuş olma hissi, içine kapanma ve depresyon olarak sıralanır. Bu dönemde sağ kalan kişinin en önemli ve tek amacı travmadan ve travmanın neden olduğu duygu ve düşüncelerden kaçınmaktır.

Travmayı takip eden dönemde TSSB semptomlarından bazılarını yaşamak normaldir. Ancak bu semptomlar üç aydan uzun bir süre devam ediyorsa kişiye travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konulabilir. Travma sonrası stres bozukluğuna yol açabilecek risk faktörleri; kişinin sosyal destek mekanizmalarının olmaması, yaşanan toplumun konu hakkındaki bilinç düzeyinin yetersiz oluşu, önceki travmaların neden olduğu hassasiyet, travmadan kaçınarak başa çıkma eğilimi, travmaya dair duygu ve düşünceleri reddetme olarak belirtilir.

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan birçok kişi doğru teşhis konmadığı ya da semptomların tedavi edilebileceğini bilmedikleri için yardım almaktan kaçınabilir. İçgüdüsel kaçınma davranışı, hafızanın bozulması, korku, suçluluk duygusu, utanç ve TSSB nedeniyle oluşan güvensizlik gibi duygular nedeniyle de yardıma başvurmak zorlaşabilir.

Günümüzde travma sonrası stres bozukluğu uygun tedavi yöntemleriyle rahatlıkla tedavi edilebilen bir durumdur. TSSB sonrasında uygulanan psikolojik destek uygulamalarının temel amacı kişilerde travmaya neden olan anıların diğer anılar gibi özümsenmesini ve kişilerin yaşam fonksiyonlarını geri kazanabilmelerini sağlamaktır. TSSB tedavisinde uygulanan terapiler kişilerin başa çıkma mekanizmalarına odaklanarak güven duygusunun yeniden kazanılması, sinir sisteminin rahatlatılması ve kişinin deneyimlediği durum sonucunda bu duyguları neden yaşadığı konusunda eğitilerek kaçınma davranışına neden olan döngünün kırılmasını amaçlar. 

Travma mağdurları için terapi, güvenli bir ortam sağlayarak kişilerin daha az izole hissetmesine ve deneyimlerini konuşarak paylaşabilmelerine imkan sağlar. Psikologların amacı danışanlarının travmanın neden olduğu semptomlarla duyguları arasındaki bağlantıları yeniden kurabilmelerini sağlamaktır. Tedavi süresince kişiler başlarına gelen olayın üzerlerinde yarattığı etkiyi anlayarak yaşama dair bakış açılarını ve güvenlerini yeniden oluşturarak yaşam ile bağlarını güçlendirirler.

Sevilen birinin ani kaybı gibi travmatik olaylar sonucunda yaşanan ve çözümlenemeyen yas durumları da kişilerde; depresyon, anksiyete, güvensizlik, ilişki kurmada güçlük, utanç, suçluluk, ümitsizlik, çaresizlik gibi yıkıcı duygulara neden olabilir.

Başarıyla uygulanan travma sonrası stres bozukluğu tedavileri travmanın neden olduğu duygu ve anıların organizma tarafından özümsenerek semptomların ortadan kalkmasına ve kişilerin sağlıklı bir yaşama yeniden kavuşmalarına olanak sağlar.

Travmaya neden olan olaylar sonrasında psikologlarımız ile size uygun psikolojik destek seçenekleri hakkında görüşmeniz sağlıklı bir yaşam için atılacak en önemli adımlardan biridir. Her zaman psikologofisi.com platformumuzdan uzmanlarımızla görüşebilirsiniz.

Tarih : 14.12.2019
Yazar :

Psikolog

Artun Ergül

Kullanıcı Yorumları

Kullanıcı Yorumları

Bu sayfada yer alan yorumlar, ilgili uzmanın doğrudan veya dolaylı talebi ve/veya ricası olmaksızın, ilgili kişi tarafından bağımsız olarak yazılmaktadır. Psikologofisi.com'un temel amacı psikoloji alanında halkın bilinçlenmesini sağlamaktır. Psikologofisi.com bir başvuru hizmeti değildir ve herhangi bir Sağlık Hizmeti Sağlayıcısını tavsiye etmemektedir veya desteklememektedir.


Bir dakikada
psikoloğa bağlanın