İletişim: [email protected]
logo
psikologofisi.com destek
psikologofisi.com

Sosyal Fobi Nedir? Sosyal Fobi Belirtileri ve Tedavisi

Sosyal Fobi Nedir? Sosyal Fobi Belirtileri ve Tedavisi

İçindekiler


Sosyal Fobi (Sosyal Anksiyete Bozukluğu) Nedir?

Sosyal anksiyete bozukluğu olarak da bilinen sosyal fobi, bireyin günlük hayatındaki normal etkileşimleri esnasında başkaları tarafından gözlem altına alınma ya da yargılanma korkusundan kaynaklanır. Kişiyi bir hayli rahatsız eden bu durum; korku, anksiyete ve utanma duygularını beraberinde getirir.

Normal şartlar altında, içinde bulunduğunuz bazı sosyal durumlar gerginliğe neden olabilir. Sınıfta sunum yapmak, yeni tanıştığınız biriyle ilk kez buluşmak ya da iş başvurusuna gitmek, kişide sosyal gerginliği tetikleyen bu örnekler arasında sayılabilir. Ancak sosyal anksiyete bozukluğu söz konusu olduğunda korku ve anksiyete, kişinin olay ve durumlardan mümkün olduğu kadar kaçınmasına ya da uzak durmasına yol açar.

Bu gibi koşullardan ötürü meydana gelen şiddetli stres, kişinin günlük yaşamını, işini, okulunu ya da diğer aktivitelerini etkileyebilir. Sosyal fobi kronik ve zihinsel bir hastalık durumudur, fakat gerek psikoterapi gerekse ilaç terapisi yardımı sayesinde çeşitli olaylarla başa çıkma becerilerini öğrenmek, kişinin öz güven kazanmasına ve diğer insanlarla etkileşim becerisini geliştirmesine yardımcı olabilir. Dolayısıyla bu yöntemler sayesinde kişi, hastalığı yenme konusunda ciddi yol katedebilir.

Sosyal Fobi Neden Olur?

Zihin sağlığını etkileyen diğer birçok durumda olduğu gibi, sosyal fobinin de çevresel ve biyolojik faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden dolayı kaynaklandığı düşünülmektedir. Sosyal fobinin olası nedenleri arasında ilk olarak kalıtsal faktörler gelmektedir. Zira anksiyete bozuklukları kan bağı ile bağlı kişilerde görülme eğilimindedir. Buna ek olarak, sosyal anksiyete bozukluğunun ne kadarlık kısmının genetikten ve ne kadarlık kısmının ise öğrenilmiş davranıştan dolayı kaynaklandığı, henüz tıp uzmanlarınca kesin olarak belirlenememiştir.

Bunların yanı sıra, amigdala adı verilen beyindeki bir yapının, korku tepkisini kontrol etme konusunda ciddi bir rolü olduğuna dair çeşitli araştırmalar mevcuttur. Aşırı aktif bir amigdalaya sahip olan bireyler, sosyal olaylarda artan anksiyeteye sebep olan yoğun ve yüksek bir korku tepkisine sahip olabilmektedir. Diğer yandan sosyal fobinin daha sonradan öğrenilmiş bir davranış olduğuna ilişkin araştırma sonuçları da bulunmaktadır. Bu duruma bağlı olarak bazı kişilerde, rahatsız edici ya da utanç verici bir sosyal olaydan sonra sosyal fobi gelişebilir. Bununla birlikte, sosyal anksiyete bozukluğu sebebiyle sosyal olaylarda kaygılı davranışlar sergileyen veya çocuklarını yoğun kontrol altında tutan ya da aşırı korumacı anne babalar arasında bir bağlantı olduğu da düşünülmektedir.

Çeşitli etmenlerin sosyal anksiyete bozukluğunun ortaya çıkma riskini artırdığı düşünülmekle beraber, kişinin dikkat çeken bir görünüme ya da duruma sahip olması, bu etmenler arasında yer almaktadır. Örnek verecek olursak, Parkinson hastalığına bağlı yüzdeki biçim bozukluğu, kekemelik veya sürekli titreme nöbetleri kişinin öz bilinç duygusunu artırıp sosyal fobiyi tetikleyebilmektedir. Bunun haricinde, aile üyelerinin tıbbi geçmişi de önemli olabilir. Zira ebeveynlerinde ya da kardeşlerinde sosyal fobi görülen kişilerin sosyal anksiyete bozukluğu geliştirme ihtimali daha yüksektir. Diğer yandan alay edilmek, aşağılanmak, reddedilmek ya da zorbalık görme gibi negatif deneyimler yaşayan çocukların sosyal kaygı bozukluğuna daha yatkın olduğu görülmüştür. Buna ek olarak aile içindeki çatışma ortamı, travma ya da istismar gibi çeşitli negatif olaylar da sosyal fobi ile ilişkilendirilebilir. Yeni durumlarla ya da kişilerle karşılaştıklarında çekingen, içine kapanık, utangaç ya da ölçülü davranış gösteren bünyeye sahip çocukların daha büyük risk altında olduğu da ayrıca düşünülmektedir.

sosyalfobi

Sosyal Fobi Belirtileri Nelerdir?

Sosyal fobi belirtileri tipik olarak ergenlik döneminde başlar, ancak bazı vakalarda yeni kişilerle tanışmak, toplum içerisinde konuşma yapmak ya da önemli bir sunum yapmak daha ileri yaşlarda da belirtileri tetikleyebilir. Bazen gelişen durumların, özellikle de çocuklarda görülen utangaçlık ya da rahatsızlık hissiyatının sosyal fobi belirtisi olma gibi bir kesinliği yoktur. Kişilerin farklı sosyal ortamlarda hissettikleri rahatlık düzeyleri, bireyin kişisel özelliklerine ve yaşam tecrübelerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazı kişiler doğuştan içine kapanık ve çekingen olurken, bazıları ise daha dışa dönük bir yapıya sahiptir.

Sosyal anksiyete bozukluğu; günlük doğal gerginliğin aksine günlük yaşam rutinini, iş hayatını, okul hayatını ya da diğer normal aktiviteleri engelleyen kaygı, korku ve kaçınma hislerini barındırır. Ayrıca sosyal anksiyete bozukluğunun birden fazla kalıcı davranışsal ve duygusal belirtisi olabilir. Sosyal fobinin belirtileri arasında en başta;

  • Sorgulanacak durumlardan korkmak üzere kişinin bir sosyal olaydan sonra performansını incelemek ve etkileşimlerindeki hataları saptamak için ekstradan zaman harcaması, 
  • İlgi odağı olabileceği durumlardan uzaklaşması, 
  • Korkulan bir aktivite ya da olay beklentisi ile kaygı duyması,
  • Rezil olma ya da kendini rezil etme endişesi,
  • Sosyal bir olay esnasında negatif bir tecrübeden olası en olumsuz sonuçları beklemesi,
  • Utanç korkusundan dolayı bir şeyler yapmaktan ya da insanlarla iletişimden kaçınması,
  • Yabancı kişilerle etkileşime girerken ya da konuşurken hissedilen yoğun korku,
  • Sosyal bir olaya sürekli olarak yoğun korku ya da endişeyle tahammül etme ve yüzde kızarma, terleme ya da titreme gibi bireyin kendisini utandırabilecek fiziki semptomlardan korkması gelir.

Ayrıca çocuklar arasında da görülebilen bu rahatsızlık, büyükleri ya da akranlarıyla etkileşimde bulunma endişesinden kaynaklı olarak ağlama, öfke krizleri geçirme ya da sosyal olaylarda konuşmayı reddetme gibi belirtilerle kendini gösterebilmektedir. Performans tipi sosyal fobinin semptomları ise diğer sosyal durumlarda olmamakla beraber, sadece topluluk önünde konuşma yahut sunum yaparken ya da sahnede performans sergilerken hissedilen yoğun kaygı ve korku olarak meydana gelebilir.

Sosyal fobinin aynı zamanda birkaç fiziki semptomu olabilir ve bunlar sosyal fobinin davranışsal ve duygusal semptomlarına eşlik edebilir. Sosyal fobinin fiziksel semptomları arasında;

  • Baş dönmesi,
  • Hızlı kalp atışı,
  • Kas gerginliği,
  • Mide bulantısı,
  • Nefes almada güçlük çekme,
  • Terleme ve titreme sayılabilir.

Sosyal anksiyete bozukluğunun bir diğer semptomu da kişinin sosyal olaylardan kaçınmasıdır. Sosyal fobisi olan kişiler başka insanların önünde yemek yemek, flört etmek, göz teması kurmak, insanların hâlihazırda bulunduğu bir yere girmek, işe veya okula gitmek, konuşma başlatmak, partilere veya sosyal etkinliklere dâhil olmak ya da alınan ürünleri bir markete iade etmek gibi günlük sıradan olaylardan her zaman kaçınma eğilimi gösterebilmektedir.

Bütün bunların yanı sıra, sosyal anksiyete bozukluğunun semptomları zaman içerisinde değişim gösterebilir. Kişi, çok fazla stres ya da günlük taleple karşı karşıya kalırsa durumu kötüleşebilir. Anksiyeteye sebep olan durumlardan kaçınmak kısa vadede kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlasa da, doğru tedavinin uygulanmadığı vakalarda bu kaygı uzun vadede devam edip kişinin yaşam kalitesini düşürebilir.

sosyalfobi2

Sosyal Fobi Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Sosyal fobi tanı sürecinde başvurduğunuz uzman, kişinin fobisine başka koşulların sebep olup olmadığını ya da kişide başka bir fiziksel veya zihinsel bir sağlık sorununun var olup olmadığını anlamaya çalışır. Bu doğrultuda, herhangi bir tıbbi durumun ya da ilacın anksiyete semptomlarını tetikleyip tetiklemediğini incelemek adına, fiziksel bir muayene uygular. Ayrıca bu aşamada, belirtilerin ne sıklıkta ve hangi durumlarda meydana geldiğini saptayabilmek için çeşitli sorular yöneltilir.

Bunların haricinde, bazı durumların hasta kişide nasıl tepkilere yol açtığının belirlenebilmesi için, hasta ile beraber farklı durumların yazılı olduğu bir liste gözden geçirilir. Bu tanı sürecinde; kişinin sorgulanabileceğini, utandığını, küçük düşürüldüğünü düşündüğü bazı sosyal olaylar gözden geçirilir ve kişide oluşan yoğun, kalıcı bir korku veya endişeye neden olan durumların hangi sebeplerden kaynaklanıyor olabileceğine dair çeşitli bulgular elde edilir.

Sosyal Fobi Tedavisi İçin Uygulanan Yöntemler Nelerdir?

Sosyal fobinin tedavisi, söz konusu durumun kişinin günlük hayatta işlev görme becerisini ne denli etkilediğine bağlıdır. Bu hastalıktan muzdarip bireyler, genellikle ‘’Sosyal fobi tedavi edilmezse ne olur?’’ sorusunun cevabını da aramaktadır. Şayet sosyal fobi tedavi edilmezse, kişinin içinde bulunduğu durum bir depresyona dönüşebilir ya da hasta aşırı alkol tüketimine eğilebilir. Bu nedenle, ihmal edilmeden ve fazla vakit kaybetmeden tedavi olunmalıdır. Sosyal fobi için en yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemleri ise psikoterapi (konuşma terapisi) yani psikolojik danışma ve ilaç tedavisidir. Bazı vakalarda ise iki tedavi yöntemi de aynı anda kullanılmaktadır.

Psikoterapi (Konuşma Terapisi)

Psikoterapi, birçok sosyal fobi vakasında şikâyete neden olan belirtilerde düzelmeyi sağlar. Terapi sürecinde kişi, kendisiyle alakalı negatif düşünceleri nasıl tanıyabileceğini ve onları nasıl değiştirebileceğini öğrenir. Ayrıca sosyal olaylarda güven kazanmasını sağlayacak beceriler geliştirir. Bilişsel davranışçı terapi, sosyal fobi için en etkili olan psikoterapi çeşididir. Bu terapi yöntemi, gerek kişisel gerekse gruplar halinde yapılabilmekle beraber, son derece olumlu etkiler sağlar.

Maruz kalmaya dayalı olan bilişsel davranışçı terapi sürecinde kişi, en çok korktuğu durum ya da olaylar ile kademeli olarak karşı karşıya getirilir. Bu durum, bireyin üstesinden gelme becerilerini geliştirebilir ve kaygıya sebep olan durumların üstesinden gelebileceğine dair kendisine güven aşılamasını sağlayabilir. Bahsi geçen kişi, sosyal becerilerini geliştirmenin yanı sıra başka insanlarla iletişime geçerken rahatlık ve öz güven kazanabilmek için, beceri eğitimine ya da rol yapma oyunlarına katılabilir. Kişinin sosyal durum ve olaylara maruz kalma denemesi yapması, endişelerinin üstesinden gelmek için kendisine ciddi yarar sağlayabilir.

sosyalfobi3

Sosyal Fobi İçin İlaç Tedavisi

Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde kullanılabilecek türlü sosyal fobi ilaçları bulunmasına rağmen, “seçici serotonin geri alım inhibitörleri” olarak adlandırılan ilaç grubu, çoğunlukla sosyal fobinin kalıcı belirtileri için ilk verilen ilaç olmaktadır. Doktorunuz sürecin başında, olası yan etki riskini en aza indirmek amacıyla, düşük dozda ilaç vermeye başlayabilir ve reçeteyi yavaş yavaş tam doza çıkarabilir. Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisi için yürütülen bu tedavi yönteminde, semptomların bariz şekilde düzelmesi birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilmektedir.

Sosyal anksiyete bozukluğu ilaçları bakımından, semptomlar için kullanılan farklı ilaç çeşitleri de bulunmaktadır. Örnek verecek olursak, kişi için en az yan etkiye sahip olan ve en etkili çeşidi bulmak için birkaç antidepresan çeşidini denemek gerekebilir. Bazı anti-anksiyete ilaçları kişinin kaygı düzeyini azaltabilir. Bu ilaçlar genel anlamda hızlı etki göstermelerine rağmen, bağımlılığa ve uyuşukluğa sebep olabilirler. Bu nedenle, yalnızca kısa süre için reçete edilirler.

Diğer yandan beta blokerleri, adrenalinin uyarıcı etkisini engelleme suretiyle çalışırlar. Bu sayede, tansiyon ile kalp atış hızını kontrol edip seste ya da uzuvlarda meydana gelen titremeyi azaltabilirler. Bundan dolayı, insan içinde konuşma yapmak gibi belirli bir olaya ilişkin belirtileri kontrol etmek amacıyla seyrek olarak alındıklarında en iyi sonucu verirler. Fakat sosyal anksiyete bozukluğunun genel tedavisi için önerilmezler.

Bu rahatsızlıktan muzdarip bireyler, sosyal fobi tedavisinin uzun süreceğini en baştan kabul etmelidir. Çabuk pes etmekten olabildiğince imtina etmeleri ve morallerini her daim yüksek tutmaları gerekir. Zira birkaç hafta ya da birkaç ay boyunca psikoterapi ile kayda değer bir ilerleme söz konusu olabilir. Ayrıca bu süreçte ilaç tedavisine başlanabilir. Bazı vakalarda sosyal fobinin belirtileri zaman içerisinde azalabilir ve bu sebeple ilaç tedavisine son verilebilir. Diğer vakalarda ise durumun tekrar etmesinin önüne geçmek için yıllarca ilaç alınması gerekebilir.

Tedaviden en etkili biçimde yararlanmak isteyen kişiler, tıbbi ve terapi randevularına uymak zorundadır. Kaygıya sebebiyet veren sosyal durum ve olaylara yaklaşmak amacıyla hedefler belirleyerek kendisine meydan okumalıdır. Kişi, ilaçları uzmanlar tarafından belirtildiği biçimde kullanmalı ve kendi durumundaki herhangi bir değişimi uzmana bildirmelidir.

Sosyal Fobi İçin Alternatif Tıp

Sosyal fobinin çözümü için bazı hastalar alternatif yöntemlere de yönelmektedir. Sosyal fobi tedavisi için alternatif tıp ismi altında sunulan türlü bitkisel ilaçlar, bilimsel açıdan incelenmiş ve bu konuda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Fakat elde edilen sonuçlar oldukça karmaşık olup, birçok vakada herhangi bir fayda görülmemiştir. Ancak yine de bu tip alternatif tedavi yöntemlerinin riskleri ve yararlarını tam olarak anlayabilmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Zira bazı doğal bitkisel takviyeler, yalnız başlarına ya da tedavi için alınan ilaçlarla beraber kullanıldıklarında etkileşime geçerek çeşitli sıkıntılara yol açabilir. Bu sebeple, herhangi bir bitkisel ilaç ya da takviye kullanmadan evvel, riskli olmadıklarından ve alınan ilaçlarla etkileşime geçmeyeceklerinden emin olmak için bir uzmana başvurmak zaruridir.,

sosyalfobi4

Sosyal Fobi Tedavisi İçin Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Evde Bakım

Sosyal fobi tedavisi sürecinde kişiler her ne kadar bir tıp uzmanının ya da bir psikoterapistin yardımına ihtiyaç duysa da, sosyal fobi atakları tekrar ettiği takdirde durumun üstesinden gelebilmek için öğrenilmesi gereken bazı hususlar vardır. ‘’Sosyal fobi ile nasıl başa çıkılır?’’ sorusuna cevap olarak verilebilecek bu hususlar arasında;

  • Alkolden uzak durmak,
  • Düzenli olarak spor yapmak,
  • Fiziksel açıdan aktif olmak,
  • Kafein vb. zararlı maddelerden imtina etmek,
  • Yanlarında rahat hissedilen insanlarla sosyal ortamlarda bulunmak,
  • Sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamak,
  • Stresi azaltma tekniklerini öğrenmek ve yeterli seviyede uyumak sayılabilir.

Kişi, ilk etapta küçük adımlarla deneme yapmalıdır. İlk olarak en çok hangi durumların kaygıya sebebiyet verdiğini saptamak için korkularıyla karşı karşıya gelmelidir. Daha sonra ise daha az kaygıya sebebiyet veren bu aktiviteleri yavaşça uygulamaya başlamak yararlı olabilir. Kişi, kendisi için günlük ya da haftalık hedefler belirleyebilir. Ne kadar çok pratik ya da deneme yapılırsa, o kadar az endişe gelişecektir. Bunlara örnek olarak; 

  • Halka açık bir alanda yakın bir dostla, arkadaşla ya da tanıdıkla beraber yemek yemek,
  • Bir başkası ile kasıtlı olarak göz teması kurmak ve iletişimde öncü kişi olmak,
  • Bir kişiye iltifat etmek,
  • Bir markette görevli kişiden bir ürünü bulmak için yardım istemek,
  • Bir yabancıya yol tarifi sormak,
  • Başka insanlara kendileri ile ilgili soru sorup onlara ilgi göstermek,
  • Plan yapmak amacıyla bir tanıdığını aramak gibi eylemler gösterilebilir. 

Ayrıca sosyal durumlar ve olaylar için önceden hazırlanmak, kişiye oldukça fayda sağlayacaktır. En başta kişi, muzdarip olduğu belirtilerin tetiklenmesine sebep olan durumlardan direkt olarak uzaklaşmamalıdır. Bu tür durum ve olaylarla düzenli olarak karşı karşıya gelmek, hemen hemen her vakada kişinin olumsuz olayların üstesinden gelme becerilerini geliştirmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda sosyal durum ve olaylar için önceden hazırlanmak üzere denenebilecek birkaç strateji bulunur. Öncelikle kişi, kendisine gerçekçi amaçlar belirlemelidir. Gevşeme egzersizleri yapmak ve kendisi ile ilgili sevdiği kişisel özelliklere odaklanmak bu süreçte bireye fayda sağlar. Benzeri biçimde farklı stres yönetimi yöntemlerini öğrenmekte de fayda vardır.

Söz konusu kişi, korktuğu utanç verici durumların gerçekte ne kadar sık gerçekleştiğine dikkat etmelidir. Bu sayede korktuğu olayların çoğunlukla gerçekleşmediğinin farkına varabilir. Bunun üzerine konuşabileceği ilginç bir olay ya da konu saptamak için, önceden gazete veya haberleri okuyarak çevresiyle sohbet etmeye hazırlanabilir. Potansiyel utanç verici durum ve olaylar meydana gelirse, kişi o an hissettiği duyguların geçeceğini ve geçene kadar bunların üstesinden gelebileceğini anımsamalıdır. Birçok insan gerçekleşen durumu veya olayı ya fark etmez ya kişinin korktuğu kadar önemsemez ya da kişiyi utandırıp zor durumda bırakmamak için görmezden gelebilir. Ayrıca bu rahatsızlıktan muzdarip bireyler, sinir ve stresi yatıştırmak için alkol kullanmaktan uzak durmalıdır. Alkol kısa süreli rahatlama sağlasa da, uzun vadede anksiyete sorunlarının daha da büyümesine neden olmaktadır.

Bu gibi yaşam tarzı değişikliklerine dikkat etmek de sosyal anksiyete bozukluğunun atlatılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Ancak unutulmaması gereken, sosyal fobi tedavisinde mutlaka ama mutlaka deneyimli ve son derece bilgili bir uzmandan psikolojik destek almaktır. Zira ‘’sosyal fobi nasıl yenilir?’’ sorusunun cevabı tam olarak bu noktada yatar. Bu hastalığın atlatılmasında temel kilit nokta, psikolojik destek alacağınız uzmanın kalitesi ve bilgi seviyesidir. Sahip olduğu kaliteli, deneyimli ve uzman kadrosuyla Psikolog Ofisi, tıpkı diğer psikolojik rahatsızlıklarda olduğu gibi, sosyal anksiyete bozukluğunun üstesinden gelebilmeniz için de yanınızdadır.

Modern bir yaklaşımla sorunları ele alan Psikolog Ofisi’nin sunduğu hızlı hizmet sayesinde, dünyanın neresinde olursanız olun, sadece 1 dakika içerisinde dilediğiniz uzmandan destek almaya başlayabilirsiniz. İhmal edildiği takdirde sosyal ilişkileri ve kişinin yaşam kalitesini çok ciddi seviyede düşürebilen sosyal fobi, Psikolog Ofisi’nin sunduğu modern terapi teknikleri ve uzman kadrosu sayesinde üstesinden gelinebilecek bir rahatsızlıktır. Siz de tedavi için gerekli olan psikolojik desteği Psikolog Ofisi’nin uzman kadrosundan hemen alabilir, sağlıklı ve huzur dolu günlerinize tekrardan kavuşabilirsiniz.

Tarih : 06.05.2021
Yazar :

Psikolog

Eren Artun Ergül

Merhabalar ben Psikolog Eren Artun ERGÜL. Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. 10 yıllık mesleki tecrübem ve aldığım çeşitli psikoterapi eğitimleri ile zor günler yaşadığınız bu süreçte sizlere destek olmak istiyorum. Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi çerçevesinde, gerekli durumlarda... Devamını Oku

Kullanıcı Yorumları


Bu sayfada yer alan yorumlar, ilgili uzmanın doğrudan veya dolaylı talebi ve/veya ricası olmaksızın, ilgili kişi tarafından bağımsız olarak yazılmaktadır. Psikologofisi.com'un temel amacı psikoloji alanında halkın bilinçlenmesini sağlamaktır. Psikologofisi.com bir başvuru hizmeti değildir ve herhangi bir Sağlık Hizmeti Sağlayıcısını tavsiye etmemektedir veya desteklememektedir.


Son Eklenen Makaleler

instagram desktop
instagram mobile

Bir dakikada
psikoloğa bağlanın

psikologofisi